GERÇEĞİNKADER KORDİNATLARI Büyük patlama tersine göre dünyadan biraz daha büyük tin ismi verilen kütle parçalanır, ışınlara dönüşür, bu ışınların kilitlenmesinden proton, elektro, nötron gibi çekirdek halkalar oluşur, manyetik fotonlar halkalara takılır, takıldığı çekirdek eksen etrafında bir arı gibi döner, yörünge çenber oluşur, manyetik çenberler Cevap Her sanatta hile yapmamak farzdır. Çürük iş yapmak ve gizlemek haramdır. İmâm-ı Ahmed ibni Hanbel hazretlerinden, gizli yama yapmayı sordular. "Kendi giymesi ve müşterinin giymek istemesi ile caiz olup, hile olarak yapmak, yani gizli yamayı, yeni diye satmak günahtır. Aldığı para haramdır" buyurdu. İçimde; ağlayacaksın! Üzerimde ; neşelenirsin! İçimde ; mahzun olacaksın! Üzerimde ; mal topluyorsun! İçimde ; pişman olacaksın! Üzerim. Dönersen kabul edilirsin. İsrailoğulları içinde bir genç vardı. Yirmi sene Allah’a ibadet ettikten sonra, Allahaemanet Mesaj Gönder - Arkadaş Listeme Ekle - Engelle. Cevap Yaz. yoksa hak edene, hak ettiğini vermek boyun borcudur bende. benim sana küfretmeme sebep oldu. senin küfür ve hakaret dolu şiirine seçki verdiler. bu da afet hanım sayesinde olmuştur. şimdi mutlu olun.rahat uyuyun. Bununüzerine “Birbirinize duâ edin! Çünkü ne sen onun, ne de o senin dilinle günah işlemiştir” buyurdu. Yine buyurdu ki: “Duânın kabul olması için iki şey gerekir. Duâyı ihlas ile yapmalıdır. Yediği ve giydiği helaldan olmalıdır. Müminin odasında, haramdan bir iplik varsa, bu odada yaptığı duâ kabul olmaz” kM2JNrj. Haberler > Küfür Eden İnsanlar Hem Ruhsal Olarak Daha Sağlıklı Hem de Fiziksel Olarak Daha Çekici - 2059 - 1924 Küfür etmek ya da etmemek. İşte bütün mesele bu. En çarpıcı, etkili ve yerinde söylemler, hangi dilde olursa olsun daima küfür biçiminde karşımıza çıkarKüfür etmek etkilidir çünkü öyle etkileyici anlar olur ki lafınızı esirgememeniz icap eder. İçinde gizli bir anlam barındırmadığı için, küfürler etkilidir ve işe ederken, alacağımız tepkilerden korkumuz yoktur ve aklımızdan ne geçiyorsa onu söylerizBelki biraz sert hatta kaba olabilir ama küfür söz konusuyken mesaj yüksek sesle ve açıkça daha da önemlisi; küfürler günlük konuşmalarda kullanılabilecek en güzel kelimelerden ilgi duyan biri olduğum için, İngilizce ve İspanyolca'nın ayrıntılarını ve Mandarin Çincesi öğrenmek için yıllar harcadım. Anladığım şey ise; hangi ülkede ya da kültürde olursa olsun küfür etmek çoğu zaman en güçlü duyguları dile getirip, etmeye oldukça meyilliyim, annem azaltmam gerektiğini bile beni ayıplayamazsınız Tanıdığım insanlar arasında kendini işine en çok adamış insan benim ve bir projeye hatta bir fikir ya da düşünceye yatırım yaptığımda onu fazlasıyla ciddiye de benim gibiyseniz, ağzınız bir hayli pistir. Fakat üzülmeyin küfürbazlar Söve söve küfür eden bizler, düzgün konuşan o iyilik meleklerinden daha çok seviliyoruz. Küfür ediyorum öyleyse varım. Staffordshire, Keele Üniversitesi'nde araştırmacılar küfür etme ve zihinsel davranışlar arasındaki bağlantı üzerinde yıllardır çalışıyorlar ve elde ettikleri bilgiler geçtiğimiz günlerde, her yıl düzenlenen the British Psychological Society konferansında etmenin, kızgın tutumlar ve şiddetli duygularla ilgili olduğunu ve duygusal bir savunma mekanizması olarak kullanıldığını çalışmada araştırmacılardan bir tanesi olan Dr. Richard Stephens theDaily Mail'e şöyle diyor''Duygusal olduğumuzda, daha çok yasak olan tabu sözcükleri kullanmayı isteriz. Bu tabulaşmış kelimelerin neler olduğunu büyürken öğreniriz ve onları duygusal anlarımızda kendimizi daha güçlü hissedebilmek için kullanırız.''Araştırmadaki katılımcılar sayıp söverken kendilerini daha güçlü hissetmişe de çok geleneksel bir yetiştirilme tarzım yoktu, bazı küfürler evimizde yasak değildi ya da tabu olarak görülmüyordu. Fakat ben ve erkek kardeşlerim daima dikkatli ve tedbirliydik. Annemize asla küfürlü konuşmazdık ve arkadaşlarımızın evinde asla daha kendimden emin ya da heyecanlı olduğumda bunu vurgulamak için rastgele bir küfür her durumda küfür ediyorum, yani her durumda. Sonuçta her saat başı küfür etmiş oluyorum. Küfür eden kadının yerini hiçbir şey tutmaz. Kadınlar ve erkekler bir konuda hemfikir Dünyada, kelimeleri cesurca, dikkat çekici ve olduğu gibi kullanan birinden daha seksi bir şey ettiğimizde yalnızca kendimize olan güvenimiz artmıyor aynı zamanda daha çekici bir hale bir ankete göre, hem erkekler hem de kadınlar küfürleri oldukça tahrik edici buluyor, ama yalnızca doğru yerde ve doğru zamanda katılımcı şöyle diyor''Herkes aynı şekilde küfür edemiyor, bazı insanlar bu konuda çok daha donanımlı, mesela kasları meydana çıkaran dekolteli atlet giyen erkekler ya da göbeği açık giyinen kızlar gibi.''Daha da ilginci; erkekler ve kadınlar yorganın altında ağzı bozuk olan partnerlerin daha çekici olduğunu bakılırsa; erkekler kesinlikle yatakta aklını yitiren ya da bir kenara bırakan kadınlar ekstra çekici değil mi? Seks yaparken dili doğru biçimde kullanan birinden daha seksi bir şey yok, ama aksi takdirde tüyleri diken diken edebilir. Küfür eden insanlar duyguları ve stresi gizleyip, içlerinde biriktirmezler. Şu da bilinen bir gerçek ki; hayal kırıklığına uğradıklarında içinden geçenleri söyleyen insanlar, düşüncelerini ve kaygılarını gizlemeyi tercih edenlerden ruhsal olarak daha düşünün Endişeleriniz ve korkularınız bir şişe gazlı içecek ise, bu hayal kırıklıklarıyla dolu şişeyi açarak içinizi kemiren bütün o küçük baloncukların dışarı çıkmasına izin veriyorsunuz, biliyorum harika bir basıldığında gerçek duygularınızı açıkça ifade etmek sizi birdenbire alemin duyacağı biçimde, avazınız çıkana kadar ''HAY SOKAYIM!'' diye bağırmaktan daha iyi bir stres yok edici cidden olamaz. Küfür ettiğimizde, sadece duygularımızın o anda ne kadar derin ve kuvvetli olduğunu anlatmış olmuyoruz aynı zamanda kendimizi bu duyguların yol açtığı stresten ve öfkeden de kurtarıyoruz. Ruhsal durumumuzda oldukça iyileştirici bir etkisi olduğu taşıran son damladan sonra sinirlenip patlama noktasına geldiğinizda asıl hissettiklerimizi açıkça ifade ederek aslında beynimizde kendimizi iğrenç hissetmemizi sağlayan stres hormonu olan kortizolün aşırı salgılanmasını da engellemiş bunları bildiğimize göre tüm ağzı bozuklar olarak laflarımıza çeki düzen vermek için acele etmemize gerek yok. Bunun yerine, küfür etmek tabu olmaktan çıkmalı ve günlük hayatta herkes tarafından bana katılmıyorsanız, bir an için sizi yalnız bırakmayan iş yerindeki o mal herifi düşünün, ya da katlanamadığınız o patronu hatta hiç işi bitecekmiş gibi durmayan o evrakları düşünün. Öfkeyi ve hiddeti ruhunuzda hissettiğinizde en yakın dama çıkıp bildiğiniz tüm küfürleri ederek bana teşekkür edeceksiniz. Allaha ve Dine Sövme Hakkında Yargıtay Kararları YARGITAY 9. CEZA DAİRESİ E. 2000/133 K. 2000/286 T. • MÜTECAVİZ SARHOŞLUK TCK 175. Maddedeki Suçun Oluşması İçin Özel Kast Aranması • ALLAH`A KİTABA SÖVME Özel Kast • ÖZEL KAST TCK 175. Maddedeki Suçun Oluşması İçin • CEZA TAYİNİ Diğer Suçlardan Asgari Hadden Ceza Verilmesine Rağmen Başbakana Hakaret Suçundan Gerekçe Gösterilmeden Üst Sınırdan Üst Sınırdan Verilmesi 765/ ÖZET Tck`nun 175. Maddesindeki suçun oluşması için özel kastın bulunması gerekir. diğer suçlardan tayin olunan temel ceza asgari hadden verilirken başbakana hakaret suçunda asgari hadden uzaklaşılması yasaya aykırıdır. DAVA Cumhurbaşkanına gıyabında hakaret görevli memura etkin direnme. Allah`a kitaba sövme ve saldırgan sarhoşluktan sanıklar ve yapılan yargılamaları sonunda Mahkumiyetlerine dair Karaburun Asliye Ceza Mahkemesinden verilen gün ve 1997/16 Esas 1998/66 Karar sayılı hükmün Yargıtayca incelenmesi sanıklar vekili tarafından istenilmiş olduğundan dava evrakı C. Başsavcılığından tebliğname ile daireye gönderilmekle incelenerek gereği düşünüldü KARAR Sanıklar vekilinin mütecaviz sarhoşluk suçuna ilişkin temyiz isteminin incelenmesinde Suç tarihi ile inceleme tarihi arasında 102/5 ve 104/2. maddelerin de belirtilen zamanaşımı tahakkuk ettiğinden hükmünün bozulmasına, 322. maddesine istinaden kamu davasının zamanaşımı nedeniyle ortadan kaldırılmasına. Sanıkların diğer suçlarına yönelik temyize gelince; Yerinde görülmeyen sair itirazların reddine Ancak; 1 – Ceza Genel Kurulunun yerleşik içtihatlarına göre, 175. maddesindeki suçun oluşması için özel kastın bulunması gerektiği. Oluşa, dosya kapsamına nazaran sanıkların Allah`a ve kitaba sövmek için özel kasıtları olmadığı halde bu suçtan beraatleri yerine mahkumiyetlerine karar verilmesi, 2 – Sanıklar hakkında diğer suçlarından tayin olunan temel ceza asgari hadden verilirken Başbakana hakaret suçundan asgari hadden uzaklaşılması ve gerekçe gösterilmeden 273. maddesindeki arttırımın üst sınırdan tayini suretiyle çelişkiye düşülmesi, Kanuna aykırı sanıklar vekilinin temyiz itirazları bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan hükmün bu sebeplerden dolayı istem gibi BOZULMASINA, gününde oybirliğiyle karar verildi. YARGITAY CEZA GENEL KURULU E. 2000/4-116 K. 2000/121 T. • KUTSAL DEĞERLERE HAKARET Özel Kast • ALLAHA VE DİNE SÖVME Özel Kast • ÖZEL KAST Kutsal Değerlere Hakaret Suçu 765/ ÖZET Kutsal değerlere hakaret suçunun oluşabilmesi için sanığın doğrudan doğruya allah`a, kitaba ve dinlere yönelik ve onları hedef alan bir saldırı anlayışının sonucu olarak hareket etmesi gerekir. DAVA Kutsal değerlere sövmek suçundan sanıklar Y. ve F.`nin 175/3, 59 ve 647 sayılı Yasanın 4. maddeleri uyarınca sonuçta lira ağır para cezasıyla cezalandırılmalarına ve cezalarının ertelenmesine ilişkin Hadim Asliye Ceza Mahkemesi`nce verilen gün ve 6/29 sayılı hüküm, sanıklar tarafından temyiz edilmekle dosyayı inceleyen Yargıtay Dördüncü Ceza Dairesince gün ve 8010/10257 sayı ile; “Oluşa uygun kabule göre, köyde kahvehane işleten sanık Y.`nin köy muhtarı olan diğer sanık F. tarafından Kaymakamlığa şikayeti üzerine, çıkan tartışmanın kavgaya dönüşmesi birbirlerine, dine, imana ve Allaha karşı sövülmesi eyleminde, küfürlerin muhataplarının sanıklar olduğu Allah, din ve imanı tahkirde özel kastı gösterir bir durum mevcut olmadığı anlaşılmakla, yüklenen eylemin 482/3. maddesine uyduğunun gözetilmemesi” isabetsizliğinden oyçokluğuyla bozulmuştur. Yerel mahkeme ise gün ve 6/26 sayı ile; “3369 sayılı Yasa ile düzenlenen 175/3. maddesindeki suç, Yargıtay gün ve 4/39-114 sayılı Kararlarında da belirtildiği üzere, genel kasıtla işlenebilen suçlardandır. Yasa koyucu kişileri araç kılarak bu kavramlara sövmeyi cezalandırma amacını gütmüştür.” gerekçesiyle ilk hükümde direnmiştir. Bu hükmün de temyizen incelenmesi sanıklardan Y. tarafından istenildiğinden dosya, Yargıtay C. Başsavcılığının “bozma” istekli günlü tebliğnamesiyle Birinci Başkanlığa gönderilmekle Ceza Genel Kurulunca okundu, gereği konuşulup düşünüldü. KARAR Oluş ve sübutunda uyuşmazlık bulunmayan somut olayda; Özel Daire ile Yerel Mahkeme arasındaki uyuşmazlık; sanıkların kavga sırasında birbirlerine hitaben, “senin dinini, imanını, kitabını, Allah`ını sinkaf ederim” biçimindeki sövmelerinin TCY.`nin 175/3. maddesinde düzenlenen, kutsal değerlere hakaret suçunu oluşturup oluşturmadığına ilişkindir. Uyuşmazlık konusunun çözümünde sağlıklı bir hukuki sonuca ulaşabilmek için din hürriyetine karşı işlenen fiilerin suç olarak kabulü ile korunmak istenilen hukuki yararın ne olduğunun belirlenmesinde zorunluluk vardır. Bu konuda üç ayrı görüş ortaya çıkmış olup, ülkeler benimsedikleri görüş doğrultusunda ceza yasalarında konuya ilişkin sistemlerini oluşturmuşlardır. Bu görüşlerden ilkinde dinin bizatihi kendisinin korunduğu, ikincisinde korunanın kişi veya grupların dini hisleri, duyguları olduğu ve üçüncüsünde ise din suçlarıyla dini faaliyet ibadet, ayin, dini tören gibi özgürlüklerin korunduğu kabul edilmiştir. Ceza Yasamızın din suçlarına ilişkin sistematiği ile düzenleniş biçiminden bu suçlarla dini özgürlüklerin korunmuş bulunduğu anlaşılmaktadır. Nitekim, 175. maddesi, Türk Ceza Yasasının “Hürriyet Aleyhine İşlenen Cürümler” başlığını taşıyan ikinci babının, “Din Hürriyeti Aleyhinde Cürümler” başlıklı ikinci faslında yer almaktadır. Bu faslın 175, 176 ve 177. maddelerinde uzun bir süre herhangi bir değişiklik yapılmamış; tarihinde yürürlüğe giren 3255 sayılı Yasa ile 175, 176, 177 ve 178. maddeler yeniden düzenlenmiştir. 175. maddesi, değiştirilmeden önce; “Her kim Devletçe tanınmış olan dinlerden birini tahkir maksadıyla dini işlerin yahut ibadet ve ayinin icrasını men veya ihlal ederse, bir aydan altı aya kadar hapis olunur ve otuz liradan ikiyüz liraya kadar ağır cezayı nakti alınır. Eğer bu fiilin işlenmesi zamanında cebir ve şiddet ve tehdit veya tahkir vaki olmuş ise fail üç aydan üç seneye kadar hapis ile cezalandırılır. Din ve mezheplerden birini tezyif veya tahkir yolunda neşriyatta bulunanlar bir aydan altı aya kadar hapis ile cezalandırılır” hükmünü taşımakta iken; 3255 sayılı Yasanın 1. maddesi ile; “Her kim semavi dinlerden birine ait dini işlerin yahut ibadet ve ayinin yapılmasını men veya ihlal ederse altı aydan bir yıla kadar hapis ve beşbin liradan yirmibeşbin liraya kadar ağır para cezası ile cezalandırılır. Eğer bu fiilin işlenmesi sırasında cebir, şiddet, tehdit veya hakaret vaki olmuş ise, fail bir yıldan iki yıla kadar hapis ve onbin liradan ellibin liraya kadar ağır para cezasıyla cezalandırılır. Her kim Allah`a veya semavi dinlerden veya bu dinlerin peygamberlerinden veya mukaddes kitaplarından veya mezheplerinden birine hakaret ederse; bir kimseyi dini inançlarından veya mensup olduğu dinin emirlerini yerine getirmesinden veya yasaklarından kaçınmasından dolayı kınar, tezyif veya tahkir eder yahut alaya alırsa altı aydan bir yıla kadar hapis ve beşbin liradan yirmibeşbin liraya kadar ağır para cezası ile cezalandırılır. Üçüncü fıkrada yazılı suçlar basın, yayın yolu ile işlenirse, ceza bir misli arttırılarak hükmolunur. Birinci fıkrada yazılı suçların basın ve yayın yolu ile teşvik ve tahrik edilmesi halinde aynı ceza uygulanır.” şeklinde yeniden düzenlenmiş, bu düzenlemenin nedeni ise; değişikliğe ilişkin madde gerekçesinde; “175. maddede “Devletçe Tanınmış Olan Dinlerden Birini” tabiri yerine “Semavi Dinler” tabiri kullanılarak maddenin muhtevası düzeltilmiş, ayrıca Dine ve Dini değerlere doğrudan sataşanlara, tahkir edenlere veya hareket edenlere ceza verilmesi madde muhtevasına dahil edilmiş, bu suretle 175. maddeye işlerlik getirilmiştir.” şeklinde belirtilmiştir. Anayasa Mahkemesinin gün ve 11/26 sayılı Kararı ile, “… Din özgürlüğüne karşı işlenen cürümlerde korunmak istenilen hukuki yarar bizatihi din değil, kişinin dini inanç ve din duyguları olduğuna göre 175. maddenin eski metninde yer alan, kamu ve Devlet düzenine aykırı olmayan, kanunların açıkça yasaklanmadığı dinler şeklinde anlaşılan “Devletçe tanınan dinler” ibaresinin semavi dinler olarak değiştirilmiş bulunması 175. maddenin uygulama alanını oldukça sınırlamış, kimi din ve itikatlerin bu yolla tesis edilmiş bulunan hukuki himayenin dışında kalmaları sonucunu doğurmuştur. Modern devlette din, kimi haklara sahip olmanın bir şartı değildir. Günümüzde devlet, vicdan hürriyetine olabildiğince saygılı bünyesinde çeşitli din ve mezheplere inançlara ve bunlara ait teşekküllere yer veren bir kurumdur… Anayasanın 24. maddesinde ifadesini bulan ve Anayasa güvencesinde olan din ve vicdan özgürlüğü sadece Semavi dinlere inananlara özgü bir temel hak niteliğinde değildir. Bu ayrım; Anayasanın 2. maddesinde ve başlangıç bölümünde ifadesini bulan laik devlet düzeni esaslarına ve herkezin din ve vicdan özgürlüğüne sahip olduğunu ilan eden ve bu özgürlüğün güvencesini getiren, Anayasanın 24. maddesi ve 10. maddesinde ifadesini bulan yasa önünde eşitlik ilkesine aykırı düşmektedir” gerekçeleriyle 3255 sayılı Yasa ile değişik 175 ve 176. maddelerinin Anayasaya aykırılığı nedeniyle iptaline karar verilmiştir. İptal kararından sonra Yasama organınca gün ve 3369 sayılı Yasa ile 175 ve 176. maddeleri yeniden düzenlenmiş, ancak maddelerde yer alan “Semavi Dinler” ibaresi “Dinler” olarak değiştirilerek, diğer düzenlemeler önceki Yasada olduğu gibi korunmuştur. Bu belirlemeler ışığında 175. maddesinin 3. fıkrasında yer alan suçun oluşabilmesi için, Allah`a veya dinlerden birine veya bu dinlerin peygamberlerine ya da kutsal kitaplarından veya mezheplerinden birine haaret edilmesi veya bir kimsenin dini inançlarından veya mensup olduğu dinin emirlerini yerine getirmesinden yahut yasaklarından kaçınmasından dolayı kınanması, tezyif değersiz olarak gösterme, eğlenme veya tahkir aşağılama, hor görme edilmesi, alaya alınması gerekir. Eylem doğrudan doğruya Allah, din, peygamber, mezhep kavramlarına yönelik ve onları hedef alan bir saldırı anlayışının sonucu olarak işlenmeli yani fail bu değerlere yönelik özel kastla hareket etmiş olmalıdır. Eylemin bizzatihi maddede sayılan değerlere yönelik olması gerektiği, 3255 sayılı Yasanın değişiklik gerekçesinde, “Dine ve dini değerlere doğrudan sataşanlar, tahkir edenlere veya hakaret edenlere ceza verilmesi madde muhtevasına dahil edilmiştir” ibaresiyle açıklanmış, failde özel kastın bulunması gerektiği Yargıtay Ceza Genel Kurulu`nun gün ve 153/305, gün ve 152/215 sayılı, gün ve 319/12 sayılı, gün ve 57/80 sayılı, gün ve 169/196 sayılı Kararlarında vurgulanmış, doktrinde de; suçun oluşumu için özel kastın aranması gerektiği belirtilmiştir. Nitekim Prof. Dr. Artuk İstanbul Barosu Dergisinde yayınlanan makalesinde; “Faslın başlığında `Din Hürriyeti Aleyhine Cürümler` ibaresine yer veren ve böylece dini inanç ve ibadeti bir hürriyet meselesi olarak ele alan Kanun koyucunun 175. maddesinin 3. fıkrasında bu görüşünü terkettiği ve dolayısıyla kurduğu sisteme aykırı hareket ettiği sonucuna varılamaz. Öyleyse üçüncü fıkrayı, kutsal değerlere, hakaret suretiyle dini inanç hürriyetinin ihlali şeklinde anlamak gerekir. Fıkrada özel kastın varlığına işaret eden bir ibareye yer verilmemesi somut olayda özel kastın ispatının zor olduğundan dolayıdır. Bu hususun açıkça belirtilmemesi manevi unsurun niteliğini değiştirmez” şeklinde bu suçun oluşumu açısından failde özel kastın bulunması gerektiği yönünde görüş açıklanmıştır. Öğretide, din suçlarında özel kasta yer verilmemiş olduğunu öngören görüşler de bulunmasına karşın Prof. A. Önder , faillerinin bu suçlardan dolayı cezalandırılabilmeleri için tahkir ve tezyif özel kastını taşımaları gerektiğini ileri süren görüşler ağırlıktadır. Prof. Dr. F. Erem, TC. Hukuku C. 3 Sh. 196 vd., Prof. Dr. Ç. Özek Türkiye`de Laiklik, Sh. 236 vd., Prof. Dr. M. E. Artuk, A. Gökcen, A. Caner Yenidünya, Ceza Hukuk Özel Hükümler sh. 85 vd. gibi Türk Ceza Kanunu 1997 Tasarısının, yürürlükteki 175. maddenin 3. fıkrasına tekabül eden 169. maddesinin 3. fıkrasındaki “Her türden dinsel inancı benimsemiş kişilerin bu inançlarını tahkir ve tezyif kastıyla, din bakımından belirlenmiş temel değerlere hakaret eden kişiye…” şeklindeki düzenleme de, uygulama ve öğretideki, müsnet suçta özel kastı arayan genel kabule yönelik bir doğrultuda bulunmaktadır. Somut olayda, köyde kahvehane işleten sanık Y.`nin köy muhtarı olan diğer sanık F. tarafından Kaymakamlığa şikayet edilmesi üzerine, aralarında çıkan tartışmanın kavgaya dönüştüğü, sanıkların tartışma esnasında birbirlerine hitaben “Senin dinini, imanını, kitabını, Allah`ını sinkaf ederim” şeklinde küfrettikleri, küfürlerin muhatabının şikayetçiler olup, Allah, kitap ve dini tahkir özel kastını gösterir bir halin mevcut olmadığı anlaşılmaktadır. İsnat edilen suçun oluşabilmesi için sanığın doğrudan doğruya bu kurum ve kavramlara yönelik ve onları hedef alan bir saldırı anlayışının sonucu olarak hareket etmesi gerekir. Sanığın eyleminde “Özel kast öğesi” bulunmadığından yüklenilen kutsal değerlere sövme suçu oluşmamış olup, eylem 482/3. maddesinde düzenlenen ve koğuşturması şikayete bağlı alenen sövme suçunu oluşturmaktadır. Bu itibarla Yerel Mahkeme direnme hükmünün açıklanan nedenlerle bozulmasına, bozmanın 325. maddesi uyarınca hükmü temyiz etmeyen diğer sanığa sirayetine, şikayetten vazgeçme nedeniyle 322. maddesinin verdiği yetkiye dayanılarak kamu davalarının 489. maddesi uyarınca düşürülmesine karar verilmelidr. Çoğunluk görüşüne katılmayan iki kurul üyesi; “3369 sayılı Yasa ile yeniden düzenlenen 175. maddesinin 1. fıkrasında olduğu gibi 3. fıkrasındaki, Allah`a, dinlere, dinlerin Peygamberlerinden ya da Kutsal Kitaplardan veya mezheplerden birine hakaret suçunun oluşabilmesi için genel kast yeterlidir. Ayrıca, özel kast aranmaz. Zira, bu suç din hürriyetine karşı cürümler içerisinde düzenlenmiş olup, dinsel duygulara karşı işlenen suçlar da, bu kapsamda değerlendirilmelidir. Bu itibarla kişileri araç yaparak bu kavramlara sövmeyi Yasa Koyucu cezalandırmayı amaçlamıştır. Bu tür sövme ve hakaretler karşısında dinsel duyguları çiğnenen toplumun tepki gösterdiği ve bu duygunun yaptırımla koruma altına alındığı bir gerçektir. O halde, 175/3. maddesindeki suçun oluşması için genel kast yeterli bulunduğuna göre, sanıkların birbirlerine; “Senin Allah`ını, dinini, Kitabını ederim” demek suretiyle birbirlerinin dini duygularına yönelik olarak hakaret ettiğinden, yüklenen suçun yasal unsurları oluşmuştur.” gerekçesiyle hükmün onanması yönünde oy kullanmışlardır. SONUÇ Açıklanan nedenlerle; Yerel Mahkeme direnme hükmünün bozulmasına, bozmanın 325. maddesi uyarınca hükmü temyiz etmeyen diğer sanık sirayetine, sanıklar karşılıklı olarak şikayetten vazgeçtiklerinden 322. maddesinin verdiği yetkiye dayanılarak haklarındaki davaların 489. maddesi uyarınca düşürülmesine, dosyanın mahalline gönderilmek üzere Yargıtay C. Başsavcılığına tevdiine, tebliğnamedeki isteme uygun olarak günü oyçokluğuyla karar verildi. Allaha küfür etmenin günahı nedir? Tevbe edenin günahları affolur. Bir hadis-i şerif meali şöyledir Tevbe eden günah işlememiş gibi olur. [İbni Mace] Tekrar günah işlerim korkusu ile tevbeden vazgeçmemelidir! Günahkâr bir kul tevbe edince Cenab-ı Hak hem o kulunun günahlarını affeder hem de kulu tevbe ettiği için sevinir. İki hadis-i şerif meali Çölde devesini kaybedip sonra bulan kimsenin sevinmesinden çok Allahü teâlâ kulunun tevbe etmesine sevinir. [Buhari] Allahü teâlâ tevbe edenin tevbesinden dolayı susamış kimsenin suya kavuşmasından çocuğu olmayanın çocuk sahibi olmasından ve bir şey kaybedenin o yitiğini bulmasından daha çok sevinir. Her kim içten ve bir daha günaha dönmemek üzere Allah’a tevbe ederse Allah da onun günahlarını yazan iki meleğe kendi organlarına ve günah işlediği yere bütün bunlara günahlarını unutturur. [Ebu-l-Abbas] Allahü teâlâ herkese unutturunca günah işlediğine şahit kalmaz. Ne büyük lütuf ve ihsan. Biz günahımıza pişman olunca Cenab-ı Hak seviniyor. Bir âyet meali de şöyledir Ey müminler Allah’a tevbe edin ki kurtuluşa eresiniz. [Nur 31] Sual Günahım çok ne yapsam Allah beni affetmez demek doğru mudur? CEVAP Çok yanlıştır. Çünkü Cenab-ı Hak tevbe edilen her günahı affeder. Bir kâfir küfrüne tevbe ederse mümin olur bütün günahları affolur. Bir mümin de Allah’a şirk koşsa sonra pişman olup tevbe etse Allahü teâlâ affeder. Bir âyet-i kerime meali Ey günahta haddi aşanlar Allah’ın rahmetinden ümit kesmeyin! Zira Allah bütün günahları affeder. O gafururrahimdir affı merhameti çoktur. [Zümer 53] Az önce LOL Oynarken denk geldiğim ve hem oyun içinde feedleyip hemde oyun sonunda ağza alınmayacak küfürler ettiği kişiyi ifşa etmek ve LOL Ban sistemi hakkında ağıza alınmayacak küfürler eden kişiler hakkında. Bilerek Beslemek! She Lay Gutted aldı oyuncu az önce Mid Lane/ Lux oynarken 1/7/7 oynadı ve oyun sonunda iyi oynamama rağmen durduk yere ağıza alınmayacak küfürler etti. Hepsini burada yayınlayıp dini değerlere saygısızlık yapan bu kişiyi ifşa edip, ayrıca hakkında şikayette bulunacağım. Son oyunlarına baktığımda, düşündüğüm gibi toxic bir oyuncu. Allah’a küfür etmek? Dini değerlere saygısı olmayan ve agıza alınmayacak küfür eden “She Lay Gutted” sihir adını kullanan oyuncunun ettiği küfürler ve fazlası. Bir oyun için ve haksız olduğu halde bile ettiği küfürlerin, sözlerin tamamı üstteki resimdedir. Peki Riot Games neden bu kadar ciddi anlamda küfür eden bu kişileri banlamıyor? Orada Irkçılık ve Dini değerlere agır küfürler edildiği halde bu oyuncular hala bu oyunu oynayabiliyor.? Arkadaşlar bakın normal şekilde anlık olarak küfür/argo sözlere eyvallah da bu kadarına RİOT neden izin veriyor? Ve şuandan eminim bu kişinin aynı hesaptan dini değerlere ettiği küfür ilk degildir. Riot Ban Sistemini biliyorum fakat bu ve bunun gibi durumlar için tek 1 report ile, bu gibi oyuncuların anında banlanması gerek. Hepinize yazıklar olsun Riot Games! Bir internet sitem olduğundan beri sahibi olduğum avukatlık bürosunun telefon trafiğinin arttığını söyleyebilirim, ama olumsuz yönde. Vatandaş adliyede herhangi bir avukatı çevirerek soramadığı soruları artık internette rast geldiği avukatlık bürolarını arayarak sormaya başladı. Her gün bir benzerini yaşadığım bu telefon görüşmesine aşağıda örnek vereceğim. – Efendim – Alovvv – Efendim – Avkat beynen görüşecektim – Benim buyrun – Avkat bey bişi soracam. Şimdi benim bir komşu var beni her hareketi deli ediyor. Ben buna herkesin ortasında iyicene bir küfür etmek istiyorum. Küfür etsem ne ceza yerim? – …. – Alov – Öncelikle kimseye küfür etmemenizi tavsiye ederim. Bunun dışında ücretli danışmanlık yapmaktayız. – Şimdi bir soru için de para mı ödeyecez avkat bey, hayrına cevap veriver. – Malesef cevap veremem beyefendi, size iyi günler dilerim. – Alo avkat bey ayıp oluyo ama… – Telefon kapatılır… Yaptığım bu telefon görüşmesinden sonra kendimi pek de iyi hissettiğimi söyleyemem. Vatandaşın gözündeki mesleğimize bakış ve gösterilen saygı ortada. Kişileri böylesine bir sebeple bile olsa avukat aramaya cesaret ettiren, yaptığı veya yapmayı düşündüğü şeylerde avukatı kendi seviyesine denk ve ortak gören vatandaşın bu haline yine avukatların yol açtığı toptan kalite düşüşünün sebep olduğuna inanıyorum. Peki bir avukatın bürosunu arayarak soracak kadar merak edilen hakaret suçunun TCK’daki düzenlenişi nasıldır? Türk Ceza Kanunu Hakaret MADDE 125 – 1 Bir kimseye onur, şeref ve saygınlığını rencide edebilecek nitelikte somut bir fiil veya olgu isnat eden veya sövmek suretiyle bir kimsenin onur, şeref ve saygınlığına saldıran kişi, üç aydan iki yıla kadar hapis veya adli para cezası ile cezalandırılır. Mağdurun gıyabında hakaretin cezalandırılabilmesi için fiilin en az üç kişiyle ihtilat ederek işlenmesi gerekir. 2 Fiilin, mağduru muhatap alan sesli, yazılı veya görüntülü bir iletiyle işlenmesi halinde, yukarıdaki fıkrada belirtilen cezaya hükmolunur. 3 Hakaret suçunun; a Kamu görevlisine karşı görevinden dolayı, b Dini, siyasi, sosyal, felsefi inanç, düşünce ve kanaatlerini açıklamasından, değiştirmesinden, yaymaya çalışmasından, mensup olduğu dinin emir ve yasaklarına uygun davranmasından dolayı, c Kişinin mensup bulunduğu dine göre kutsal sayılan değerlerden bahisle, İşlenmesi halinde, cezanın alt sınırı bir yıldan az olamaz. 4 Hakaretin alenen işlenmesi halinde ceza altıda biri oranında artırılır. 5 Kurul hâlinde çalışan kamu görevlilerine görevlerinden dolayı hakaret edilmesi hâlinde suç, kurulu oluşturan üyelere karşı işlenmiş sayılır. Ancak, bu durumda zincirleme suça ilişkin madde hükümleri uygulanır. Yukarıdaki maddenin 3-b bendinden anlaşılacağı üzere dine hakaret veya Allah’a hakaret, hakaret suçu kapsamında düzenlenmemiştir. Bu madde kapsamında sadece bir kişiye dini inanç, düşünce ve kanaatlerini açıklamasından, değiştirmesinden, yaymaya çalışmasından, mensup olduğu dinin emir ve yasaklarına uygun davranmasından dolayı hakaret eden kişiye verilecek cezanın bir yıldan aşağı olamayacağı düzenlenmiştir. Peki dini farklılıkları insanları birbirine karşı düşmanlaştırmak için kullanmanın veya aşağılamanın bir yaptırımı yok mu? Elbette var ama hakaret kapsamında değil, halkı kin ve düşmanlığa tahrik veya aşağılama suçu kapsamında Halkı kin ve düşmanlığa tahrik veya aşağılama MADDE 216 – 1 Halkın sosyal sınıf, ırk, din, mezhep veya bölge bakımından farklı özelliklere sahip bir kesimini, diğer bir kesimi aleyhine kin ve düşmanlığa alenen tahrik eden kimse, bu nedenle kamu güvenliği açısından açık ve yakın bir tehlikenin ortaya çıkması halinde, bir yıldan üç yıla kadar hapis cezası ile cezalandırılır. 2 Halkın bir kesimini, sosyal sınıf, ırk, din, mezhep, cinsiyet veya bölge farklılığına dayanarak alenen aşağılayan kişi, altı aydan bir yıla kadar hapis cezası ile cezalandırılır. 3 Halkın bir kesiminin benimsediği dini değerleri alenen aşağılayan kişi, fiilin kamu barışını bozmaya elverişli olması halinde, altı aydan bir yıla kadar hapis cezası ile cezalandırılır. Telefonda küfür edilmesi/ hakarete uğranılması ile bunun yüz yüze olması arasında oluşan suç ve cezası bakımından düşünüldüğünde aslında hiç fark yoktur. Burada aleni hakeretten ayrılan özellik ispatı konusunda olacaktır. Çünkü doğrudan hakarette bunu duyması muhtemel başka insanlar olabilecekken, telefonda hakaret edilmesi halinde bunu herkes duyamayabilecektir. Bu sırada mağdurun çevresinde olan kişiler ancak onun suç anındaki durumuna ve fiilden sonra anlattıklarına şahitlik edebileceklerdir. Böyle bir durumda mahkemenin taktiri önem kazanacak ayrıca telefon kayıtları da şahitleri destekleyici delil niteliği kazanacaktır. En çok merak uyandıran konulardan birisi de telefonda maruz kalınan küfürün / hakaretin, o görüşmenin kaydedilmesi suretiyle ispat edilip edilemeyeceğidir. Telefon görüşmesini, bir suçu ispat etmek için de olsa kaydetmek gibi bir yola başvurmak kaydedenin de cezalandırılabileceği yeni bir suçu oluşturacaktır. Çünkü TCK. hakaret gibi, “kişiler arası görüşmelerin izinsiz kaydedilmesini” de cezalandırmaktadır. Mağdur olunan suçu ispat etmek pahasına başka bir suç işleyerek cezaya maruz kalmaktan kaçınmak gerekecektir Kişiler arasındaki konuşmaların dinlenmesi ve kayda alınması Madde 133 – 1 Kişiler arasındaki alenî olmayan konuşmaları, taraflardan herhangi birinin rızası olmaksızın bir aletle dinleyen veya bunları bir ses alma cihazı ile kaydeden kişi, iki aydan altı aya kadar hapis cezası ile cezalandırılır. 2 Katıldığı aleni olmayan bir söyleşiyi, diğer konuşanların rızası olmadan ses alma cihazı ile kayda alan kişi, altı aya kadar hapis veya adlî para cezası ile cezalandırılır. 3 Yukarıdaki fıkralarda yazılı fiillerden biri işlenerek elde edildiği bilinen bilgilerden yarar sağlayan veya bunları başkalarına veren veya diğer kişilerin bilgi edinmelerini temin eden kişi, altı aydan iki yıla kadar hapis ve bin güne kadar adlî para cezası ile cezalandırılır. Bu konuşmaların basın ve yayın yoluyla yayınlanması hâlinde de, aynı cezaya hükmolunur. Hakaret fiili son zamanlarda yoğun bir şekilde görüldüğü Facebook üzerinden işlenmesi halinde, kişiden şikayetçi olunabilmesi için mesaj silinmemeli, durumun belgelenmesi için yazıcıdan ekranın çıktısı alınmalı ek olarak ekran görüntüsünün kaydedilmesi gerekir. Ayrıca hakaret e-posta adresinize uyarı olarak geldiyse bu e-posta da saklanmalıdır. Hakaretin sahte profiller üzerinden yapılması halinde de aynı işlemler yapılmalıdır. Ancak bu durumda profili oluşturanın tespit edilmesinde ekran görüntüleri de yardımcı olacağından”screen capture” eklenti veya programlarından yararlanılarak ekran görüntüsü mutlaka kaydedilmelidir. Hakaret suçu bir bilişim suçu olmamasına rağmen internet yoluyla işlenmesi halinde şikayet halinde bilişim suçları savcıları tarafından soruşturulmaktadır. Hakaret aynı zamanda uzlaşmaya tabi bir suç olduğundan, uzlaşmak isteyenlerin bunu özellikle belirtmesi gerekir. Hakaretin İnternet yoluyla işlenmesi ile ilgili olarak Mustafa Özen tarafından kaleme alınan Hakaret Suçu ve İnternet Yoluyla İşlenmesi başlıklı makaleyi incelemenizi öneririm. Son arama kelimelerikufur etmenin cezasiküfür ve hakaretin cezası nedirtelefonda küfür etmenin cezasıküfür etmenin cezası nedirkadına küfür etmenin cezasıhakaret etmenin cezasıküfür cezasıhakaret suçubirine küfür etmenin cezasıküfür hakaret cezası Facebook yorumları adet yorumPowered by Facebook CommentsAvukat, Arabulucu Şamil Demir MCIArb 1976 Yılında Ankara’ da doğmuştur. 1997 yılında Anadolu Üniversitesi Hukuk Fakültesinden, 2011 yılında Başkent Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsü Özel Hukuk yüksek lisans programından mezun olmuştur. 1998 yılından bu yana Ankara Barosuna kayıtlı olarak serbest avukatlık yapmaktadır. tarihinden bu yana Adalet Bakanlığı Arabuluculuk Siciline kayıtlı arabulucudur. İngilizce bilmektedir. Evli, bir çocuk babasıdır. Şamil Demir, şu kurumlara üye ve akreditedir - Ankara Barosu Sicil No 13560 Türkiye Barolar Birliği Sicil No 43868 - Adalet Bakanlığı HİGM Arabuluculuk Daire Başkanlığı Sicil No 0002 - Alternatif Uyuşmazlık Çözümleri Derneği Başkan - Chartered Institute of Arbitrators MCIArb, Mediator Member 36195 - International Mediation Institute, Certified Mediator Mediators Beyond - Borders International, Member World Mediation Organization, Fellow

allaha küfür edene ne yapmalı