Yücekitabımız Kuranı Kerim'de İnsanın davranış özgürlüğü ve sorumluluğu ile ilgili ayetleri bu sayfada derledik. İşte Kuranı Kerim'de geçen İnsanın davranış özgürlüğü ve sorumluluğu ile ilgili ayetler. 68/7. Senin Rabbin, yolundan sapanları çok iyi bilir; O doğru yolda olanları da çok iyi bilir. 74/38. Herkes kendi kazandığının kefilidir. 92/5-7. (Elinde
Bu nedenle, Kur’an-ı Kerim’de insanın yaratılışından geniş bir şekilde söz edilmektedir. Bunu iki başlık altında ele almak mümkündür. Birincisi; İnsanlığın ilk babası Hz
002. Bakara Sûresi, 30-38. Ayetler 30. Hani, Rabbin meleklere, “Ben yeryüzünde bir halife yaratacağım” demişti. Onlar, “Orada bozgunculuk yapacak, kan dökecek birini mi yaratacaksın? Oysa biz sana hamdederek daima seni tesbih ve takdis ediyoruz.” demişler. Allah da, “Ben sizin bilmediğinizi bilirim” demişti. 31. Allah, Âdem’e bütün varlıkların isimlerini öğretti
Bir kaç soru yada onerim olacak.1- Rab, ilk yaratma fikrini meleklere anlatirken,, meleklerin bu yaratma ile ilglili olarak kendilerindeki bilgiyi kullanma şekli, 2- Rab, halifeyi (yetkili-iradeli) yaratiktan sonra (yetkilinin adi adem olarak aniliyor) secde emri karsisinda meleklerin secde etmesi (buradan bilgi konusunda melekler devre
Oysa insanın sudan yaratıldığının ifade edildiği ayetler de yine İslam alimleri ve tefsirciler tarafından her zaman spermadan yaratılma olarak açıklanmıştır. (Elmalılı Hamdi Yazır, İmam Taberi, Taberi Tefsiri, 6.Cilt, s.2684; Ömer Nasuhi Bilmen, Kuran'ı Kerim'in Türkçe Meali Alisi ve Tefsiri, 8.cilt, s. 3915)
VR9S. İnsanın yaratılışıyla ilgili ayetler Allah, sizi yaratan, sonra size rızık veren, sonra sizi öldürecek ve daha sonra da diriltecek olandır. Allah’a koştuğunuz ortaklardan, bunlardan herhangi bir şeyi yapabilen var mı? O, onların ortak koştuklarından uzaktır, yücedir. Rum Suresi 40. Ayet Şehrin öbür ucundan bir adam koşarak geldi ve şöyle dedi “Ey kavmim! Bu elçilere uyun.” Yasin Suresi 20. Ayet De ki “Onları ilk defa var eden diriltecektir. O her yaratılmışı hakkıyla bilendir.” Yasin Suresi 79. Ayet Andolsun, onlara kendilerini kimin yarattığını sorsan elbette, “Allah” derler. Öyleyken nasıl döndürülüyorlar? Zuhruf Suresi 87. Ayet Şüphesiz, göklerde ve yerde, inananlar için Allah’ın varlığını ve birliğini gösteren nice deliller vardır. Casiye Suresi 3. Ayet Hepinizin dönüşü ancak onadır. Allah bunu bir gerçek olarak vadetmiştir. Şüphesiz o başlangıçta yaratmayı yapar sonra, iman edip salih ameller işleyenleri adaletle mükafatlandırmak için onu yaratmayı tekrar eder. Kafirlere gelince, inkar etmekte olduklarından dolayı, onlar için kaynar sudan bir içki ve elem dolu bir azap vardır. Yunus Suresi 10. Ayet Andolsun, biz insanı kuru bir çamurdan, şekillendirilmiş bir balçıktan yarattık. Hicr Suresi 26. Ayet Cinleri de daha önce dumansız ateşten yaratmıştık. Hicr Suresi 27. Ayet Allah sizi yarattı. Sonra sizi öldürecek. İçinizden kimileri de, bilgili olduktan sonra hiçbir şeyi bilmesin diye ömrünün en düşkün çağına ulaştırılır. Şüphesiz Allah hakkıyla bilendir, her şeye hakkıyla gücü yetendir. Nahl Suresi 70. Ayet Ey insanlar! Şüphe yok ki, biz sizi bir erkek ve bir dişiden yarattık ve birbirinizi tanımanız için sizi boylara ve kabilelere ayırdık. Allah katında en değerli olanınız, O’na karşı gelmekten en çok sakınanınızdır. Şüphesiz Allah hakkıyla bilendir, hakkıyla haberdâr olandır. Hucurat Suresi 13. Ayet Andolsun, insanı biz yarattık ve nefsinin ona verdiği vesveseyi de biz biliriz. Çünkü biz ona şah damarından daha yakınız. Kaf Suresi 16. Ayet Onu siz mi yaratıyorsunuz, yoksa yaratan biz miyiz? Vakia Suresi 59. Ayet O öyle bir Rab’dır ki, sizi çamurdan yaratmış, sonra her birinize bir ecel tayin etmiştir. Kıyametin kopması için belirlenmiş bir ecel de onun katındadır. Siz ise hâlâ şüphe ediyorsunuz. Enam Suresi 2. Ayet
İnsanın yaratılışı ile ilgili sure ve ayetler, Ayetlerin ruhu ve meta fizikteki iz düşümü, ayetlerin kelime manalarından sonra ki çizgi arasına alınarak ayırt edilmiştir. Bakara 2/21 “Ey insanlar! Hem sizi, hem de sizden önceki insanları yaratan rabbinize kulluk ediniz. Böyle yapmakla takva sahibi olursunuz. .” “bizden önce de bizim gibi insanlar yaratan Rabbimizin yolunda ilerleyerek, O’nun emirlerini yerine getirerek, O’na kulluk ederek bu dünyada Allah’a ulaşma azim ve kararlılığını gösterebiliriz. Bu ayette takva sahibi olmak ne demektir onu biraz açıklayalım. Takva sahibi olan kimse yaşarken Allah’a ulaşmayı murat eden kimsedir. Bu kimseler düşünürken, davranırken, konuşurken, özetle ne yaparsa yapsın, yaptığı her şeyle, sadece Allah’ın rızasını kazanarak O’na mümkün olan en kısa zamanda ulaşmayı hedefler. Takva sahiplerinin istikameti Allah’tır; bu istikamette ilerlerken irade ve nefisleri ile kendilerini Allah’a teslim etmişlerdir. Takva sahibi olan kimseyi Allah, Furkan yapar. Furkan olan bir kimse hak ve batılı birbirinden ayırabilir. Bakınız Bakara 2/194; Al-i İmran 3/76-102; Enam 6/51 “ “Tüm insanlar Allah tarafından yaratılmıştır. “hem sizi hem de sizden öncekileri yaratan” ifadesi insanların bizden önce de iki veya daha fazla ayrı yaratılışını işaret edebilir! bakınız bakara 2/28-30 Yaşarken Allah’a ulaşmaya çalışmak takva sahibi olmaktır. İnsanlar takva sahibi olduklarında yaşarken Allah’a ulaşabilirler…” Bakara 2/28 “Allah Teâlâ’yı nasıl inkâr ediyorsunuz ki sizi ölüler iken o diriltti. Sonra sizi öldürecektir. Sonra da sizi diriltecektir. Sonra da o’na döndürüleceksiniz.” —– “Bizi daha önce de yaratan Allah’ı inkar etmeyip inanmamız lazım. Bizler daha önce ölü haldeydik. Bizi diriltti. Bundan sonraki ölümümüz ve tekrar dirilişimiz de kaderdir. En son olarak Allah’tan geldiğimiz gibi tekrar Allah’a döneceğiz… “ “Âdem aleyhi selamın yaratılışından önce de insan yaratıldı bakara 2/21, enam 6/94 ancak bunlar dünyayı kana buladıkları için Allah’ın iradesiyle ölerek yok oldular. Allah Âdem’i yarattığında melekler daha önceki durumu bildikleri için “dünyayı kana bulayacak” diye itiraz ettiler. Ancak Allah ben hikmet sahibiyim siz bunun nedenini bilmezsiniz diyerek kararını bildirdi. “ —– Bakara 2/29 “Yerde ne varsa sizin için yaratan sonra da gökleri yedi gök halinde tasarlayıp yaratan o’dur, o her şeyi bilir.” —– “her şeyi ezelden hakkıyla bilen Allah’ın bir şeyi yaratması için zaman, mekan, kaynak, ilim, teknoloji, tasarı gibi dünyevi şeylere ihtiyacı yoktur. Ayet içerisindeki “sonra ”ve “yedi” kelimelerin Arapçadaki değişik anlamları da dikkate alınarak, ayetin ruhu “yeryüzünü ve yeryüzünü kubbeler halinde kat kat kaplayan atmosferi ve semaları sizin için düşünüp “ol” iradesiyle tanzim edip yaratan o’dur. O her şeyi bilir” Şeklinde anlaşılabilir.bakınız bakara 29 ayet açıklaması ve bakara ayet 117” “Allah insanlar için kâinatı yaratmıştır. Yeryüzü, kendisini kat kat saran atmosfer ve semalardan oluşmaktadır. Allah her şeyi ezelden bilir, bir şeyi yaratmak isterse iradesiyle yaratır. Zamana ve tasarıma ihtiyacı yoktur.” —– Bakara 2/30 “Elmalı Hamdi yazdır düşün ki, Rab’bin meleklere muhakkak ben, yeryüzünde bir halife tayin edeceğim.» dediği vakit, biz seni tesbih ve takdis edip dururken orada fesat çıkaracak ve kanlar akıtacak bir yaratık mı yaratacaksın?» dediler. her halde ben sizin bilmeyeceğiniz şeyleri bilirim!» buyurdu.” —– “Rabbin meleklere “yeryüzünde beni temsil edecek bir halife vekiltayin edeceğim” dediğinde melekler daha önce dünyada olan acı bir olayı hatırlatarak “biz sana canı gönülden kulluk ederken orada fesat çıkarıp kan dökecek bir yaratık mı yaratacaksın ”dediler. Allah “bunun hikmetini siz anlamayasınız” buyurdu.” “Allah, Hz. Âdem’i yeryüzüne halife vekil olarak göndermiştir. Âdem’den önce yeryüzünde bir yaşam olmuştur. bakınız bakara 2/21-28 bu yaşam kan dökülmesi ve fitne sonucu son bulmuştur. Allah bu durumu bilerek âdem’i yeryüzüne bir hikmet üzere göndermiştir.” —– Bakara 2/164 “…yeryüzünde her çeşit canlıyı yaymasında, … düşünen toplumlar için deliller vardır.” —- “…yeryüzünde yarattığı canlıların çeşitliliğinde …düşünenler için deliller mevcuttur.” “Yeryüzüne yayılmış her türlü canlı Allah tarafından yaratılmıştır.” —– Bakara 2/228 “… Allah’ın, kendi rahimlerinde yarattığını söylemeyerek gizlemeleri onlara halel olmaz.” —– “Kadınların, Allah’ın rahimlerinde yarattığını gizlemeleri helal değildir.” “Rahimdeki cenin Allah tarafından yaratılmıştır.” —– Ali İmran 3/47 “Dedi ki yarabbi! Bana çocuk nereden olabilir! Hâlbuki bana bir beşer dokunmamıştır.» buyurdu ki, öyledir. Allah Teâlâ neyi dilerse yaratır. Bir şeyi murad edince ona sadece ol!’ der, o da hemen oluverir.»” —- “Bir kadına erkek eli değmese dahi onun çocuğu olabilir. Çünkü Allah dilediğini yaratır bunun için sadece ol demesi yeterlidir.” “Allah bir canlıyı bilinen üreme şekilleri dışında istediği şekilde ve istediği anda yaratma gücüne sahiptir.” —– Al-i İmran 3/59 “Şüphesiz Allah katında yaratılışları bakımından İsa’nın durumu, Âdem’in durumu gibidir; o’nu topraktan yarattı. Sonra ona “ol” dedi. O da oluverdi.” “Âdem peygamber ile İsa peygamberin yaratılışları aynıdır. Her ikisi de Allah’ın ruhunu taşıyan toprak minerallerinden yapılmış insandır.” —– “Tüm insanların yaratılış şekilleri değişik olabilir. Yaratılış için cinsel birleşme şart değildir. Hepsinde Allah’ın ruhundan bir parça vardır. Allah dilediği şekilde bir yaratılış gerçekleştirebilir.” —– Nisa 4/1 “Ey insanlar! Sizi bir tek nefisten yaratan ve ondan da eşini yaratan, ikisinden erkek ve kadın üretip yayan …” —– “Ey insanlar sizleri bir tek insandan ve ondan yarattığı eşinden meydana getirip üreten Allahtır. “ “İnsanlar Adem ve Âdem’den yaratılan Havva’dan türemişlerdir.” —– Nisa 4/10 “…siz bir şeyden hoşlanmasanız da Allah onda pek çok hayır yaratmış olur.” —– “Hoşlanmadığınız şeylerde de pek çok hayır olabilir. Bunu dikkate alarak hareket edin.” “Allah olayları hakkımıza hayırlı olacak şekilde düzenler.” —– Nisa 4/28 “Allah sizi hafifletmek istiyor. Çünkü insan zayıf yaratılmıştır.” —– “İnsan zayıf yaratıldığı için Allah yapabilecekleri kadar yükümlülük yükleyecektir.” “Yükümlülükleri tam yerine getirecek kadar güçlü yaratılmamıştır. Her zaman Allah’ın anlayışına ve yardımına ihtiyacı vardır ve Allah da bu konuda yardımcı olur.” —– Maide 5/17 “Ant olsun, “Allah, Meryem oğlu Mesih’tir”, diyenler kesinlikle kâfir oldular. De ki “şayet Allah, Meryem oğlu Mesih’i, onun anasını ve yeryüzünde olanların hepsini yok etmek istese, Allah’a karşı kim ne yapabilir? Göklerin, yerin ve bunların arasında bulunan her şeyin hükümranlığı Allah’ındır. Dilediğini yaratır. Allah her şeye hakkıyla gücü yetendir.” —– “İsa peygambere Allah diyerek Allah’a eş koşanlar kâfirdir. Allah İsa peygamber ve annesi Meryem dâhil yeryüzünde olan her şeyi yok etmek istese kimse karşı koyamaz. Tüm kâinatın hükümranlığı Allah’ındır. Dilediğini yaratır. Allah’ın gücü her şeye yeter.” “Peygamberler de dâhil olmak üzere, Allah’ın eşi yoktur. Kâinattaki tek hükümranlık Allah’a aittir. Dilediğini yaratır. Her şeye gücü yeter.” —– Maide 5/18 “bir de Yahudiler ve Hristiyanlar, “biz Allah’ın oğulları ve sevgili kullarıyız” dediler. De ki “öyleyse Allah size neden günahlarınız sebebiyle azap ediyor? Hayır, siz de onun yarattıklarından bir beşersiniz.” Allah dilediğini bağışlar, dilediğine azap eder. Göklerin, yerin ve bunların arasında bulunanların da hükümranlığı Allah’ındır. Dönüş de ancak onadır. “ —– “Hiç bir ümmet Allah’ın yanında ayrıcalıklı değildir. Herkes onun yarattıklarından bir beşerdir. Allah affetmede ve cezalandırmada adaletini uygular. Kâinattaki tüm mülk ve idarenin hükümranlığı Allah’a aittir. Tüm dönüşler ona olacaktır.” “Allah tüm dinlerin ümmetine eşit mesafededir ve mutlak adalet sahibidir. Tüm kainatın sevk ve idaresi ile mülkü sadece ona aittir.. Onun yarattığı her şey ona dönecektir.” —– Enam 6/2 “O öyle bir Rab’dır ki, sizi çamurdan yaratmış, sonra bir ecel tayin etmiştir. Belirlenmiş bir ecel de onun katındadır. Siz ise hâlâ şüphe ediyorsunuz. “ “Allah insanları çamurdan yaratmıştır. Sonra herkese bir ecel tayin etmiştir. Belli bir ecel de Allah katında vardır. Artık şüphe etmeyin.” —– “Allah insanları su ve topraktaki minarelerden balçık çamurundan yaratmıştır. Sonra herkes için ömrün son bulacağı bir ecel zamanı tayin etmiştir. Bir ecel zamanı da, Allah’tan gelen mevcudatın Allah’a döneceği, dünyadaki canlı cansız hayatın son bulacağı ve dünyanın sönmüş bir yıldız olacağı andır ki; bunun zamanı ancak Allah katında bellidir. Bu zaman kıyamet gününden farklı bir zaman olabilir.” —– Enam 6/94 “Ant olsun, sizi ilk defa yarattığımız gibi teker teker bize geldiniz. Size verdiğimiz dünyalık nimetleri de arkanızda bıraktınız. Hani hakkınızda Allah’ın ortakları olduğunu zannettiğiniz şefaatçilerinizi de yanınızda görmüyoruz? Artık aranızdaki bağlar tamamen kopmuş ve Allah’ın ortağı olduklarını iddia ettikleriniz sizi yüzüstü bırakıp kaybolmuşlardır.” —– “Sizi daha önce de yarattığımız gibi bakara 2/21-28 gibi, yine tek tek ve dünyevi nimetleri de geride bırakarak bize dönüyorsunuz. Yanınızda Allah’a ortak olduğunu düşündüğünüz şefaatçileriniz de yok, aranızda bir bağ kalmamış, sizi yüz üstü bırakıp kaybolmuşlardır.” “İnsanlık tek bir kişiden yaratılmıştır. Dünyevi olan her şeyi geride bırakarak tek başına Allah’a dönecektir.” —– Enam 6/98 “O, sizi bir tek candan yaratandır. Sizin bir karar kılma yeriniz, bir de emanet bırakılma yeriniz var. Biz anlayan bir toplum için ayetleri ayrı ayrı açıklamışızdır.” “O, sizi Âdem’den türetendir. Dünya sizin için, doğruya yanlışa karar verip yaşadığınız bir imtihan yeridir. Bir de ölümden sonra Allah katına/huzuruna çıkmadan önce geçici olarak kalacağınız berzah âlemi vardır. Anlamak isteyen bir toplum için ayetlerimizi tek tek açıkladık.” —– “İnsanlar Âdem’den gelmiştir. Onlar için bir karar yeri olarak dünyevi âlem bir de geçici olarak kalacakları ruhlar âlemi vardır.” —– Araf 7/10 “Biz sizi yarattık, size bir suret verdik, meleklere de âdem’e secde edin’ dedik. Onlar da secde ettiler-iblis hariç. O, secde edenlerden değildi.” —– “Sizi yaratıp size bir suret verdik. Meleklere “âdem’e secde edin “dedik. Onlar da secde ettiler. Şeytan hariç, o secde etmedi.” “Allah insanı yarattı ve suret verdi. Şeytan dışında tüm melekler Allah’ın emirlerine uyarlar. Allah ile melekler arasında bir istişare vardır… Şeytan Allah’ın emrine karşı gelebilmiştir.” —– Araf 7/12 “Buyurdu ki sana emrettiğim zaman seni secde etmekten ne men etti?» dedi ki ben ondan hayırlıyım, beni ateşten yarattın, onu ise çamurdan yarattın.»” “Allah Şeytan’a “ben sana emrettim sen neden secde etmedin” dedi. Şeytan “ben ondan hayırlıyım beni ateşten onu balçıktan yarattın” dedi.” —– “İnsan balçıktan su ve toprak elementlerinden şeytan ateşten yaratılmıştır. Şeytan emre itaatsizlik halini Allah huzurunda savunabilmekte ve kararında direnebilmektedir…” —– Araf 7/29 “De ki “rabbim bana adaleti emretti. Her mescide girişinizde kıbleye yönelin ve yalnız onun rızasını gözeterek kulluk edin. Bundan önce sizi nasıl o yarattıysa, sonunda yine ona döneceksiniz.” “De ki; “rabbim uygun ve adaletli olanın dışında bir şey emretmez. Siz her mescitte kıbleye yönelerek, namazınızı samimi bir şekilde ve sadece Allah’ın rızasını kazanmak için kılın. Din Allah’ın dinidir ve o’nun rızasını kazanmak için takip edilecek yoldur. Sizi nasıl yarattıysa aynı şekilde o’na döneceksiniz” —– “Adaleti yansıtmayan ve insanlığın mutluluğuna aykırı olan hiç bir emir Allah’a ait değildir. Din Allah’a aittir ve Allah’ın rızasını kazanmak için bir yoldur. İnsanlar bu dünyaya nasıl o’nun lütfu ile geldilerse, yine o’na dönecekler…”
A'râf / 11. Ayet وَلَقَدْ خَلَقْنَاكُمْ ثُمَّ صَوَّرْنَاكُمْ ثُمَّ قُلْنَا لِلْمَلٰٓئِكَةِ اسْجُدُوا لِاٰدَمَۗ فَسَجَدُٓوا اِلَّٓا اِبْل۪يسَۜ لَمْ يَكُنْ مِنَ السَّاجِد۪ينَ Sizi yarattık, sonra size şekil ve biçim verdik, sonra da meleklere “Âdem’e secde edin!” buyurduk. Hepsi hemen secde etti. İblîs müstesnâ; o, secde edenlerden olmadı. A'râf / 12. Ayet قَالَ مَا مَنَعَكَ اَلَّا تَسْجُدَ اِذْ اَمَرْتُكَۜ قَالَ اَنَا۬ خَيْرٌ مِنْهُۚ خَلَقْتَن۪ي مِنْ نَارٍ وَخَلَقْتَهُ مِنْ ط۪ينٍ Allah “Ey İblîs! Emrettiğim zaman seni secde etmekten alıkoyan nedir?” diye sordu. İblîs “Ben ondan daha üstünüm. Çünkü beni ateşten onu ise çamurdan yarattın” dedi. Hicr / 26. Ayet وَلَقَدْ خَلَقْنَا الْاِنْسَانَ مِنْ صَلْصَالٍ مِنْ حَمَإٍ مَسْنُونٍۚ Gerçekten biz insanı pişmemiş kuru çamurdan, şekillenmiş kara balçıktan yarattık. Hicr / 28. Ayet وَاِذْ قَالَ رَبُّكَ لِلْمَلٰٓئِكَةِ اِنّ۪ي خَالِقٌ بَشَرًا مِنْ صَلْصَالٍ مِنْ حَمَإٍ مَسْنُونٍ Hani Rabbin meleklere şöyle demişti “Ben pişmemiş kuru çamurdan, şekillenmiş kara balçıktan bir insan yaratacağım.” Hicr / 29. Ayet فَاِذَا سَوَّيْتُهُ وَنَفَخْتُ ف۪يهِ مِنْ رُوح۪ي فَقَعُوا لَهُ سَاجِد۪ينَ “Yaratılışını tamamlayıp onu insan olarak düzenlediğim ve içine kendi ruhumdan üflediğim zaman, ona secde ederek yerlere kapanın.” Sâd / 71. Ayet اِذْ قَالَ رَبُّكَ لِلْمَلٰٓئِكَةِ اِنّ۪ي خَالِقٌ بَشَرًا مِنْ ط۪ينٍ Hani Rabbin meleklere demişti ki “Ben çamurdan bir insan yaratacağım.” Sâd / 72. Ayet فَاِذَا سَوَّيْتُهُ وَنَفَخْتُ ف۪يهِ مِنْ رُوح۪ي فَقَعُوا لَهُ سَاجِد۪ينَ “Ben ona güzel ve düzgün bir şekil verip rûhumdan üflediğim zaman, siz de hemen onun önünde secdeye kapanın!” Sâd / 73. Ayet فَسَجَدَ الْمَلٰٓئِكَةُ كُلُّهُمْ اَجْمَعُونَۙ Bütün melekler hep birlikte secde ettiler. Sâd / 74. Ayet اِلَّٓا اِبْل۪يسَۜ اِسْتَكْبَرَ وَكَانَ مِنَ الْكَافِر۪ينَ Yalnız İblîs secde etmedi. O büyüklük tasladı ve kâfirlerden oldu. Zümer / 6. Ayet خَلَقَكُمْ مِنْ نَفْسٍ وَاحِدَةٍ ثُمَّ جَعَلَ مِنْهَا زَوْجَهَا وَاَنْزَلَ لَكُمْ مِنَ الْاَنْعَامِ ثَمَانِيَةَ اَزْوَاجٍۜ يَخْلُقُكُمْ ف۪ي بُطُونِ اُمَّهَاتِكُمْ خَلْقًا مِنْ بَعْدِ خَلْقٍ ف۪ي ظُلُمَاتٍ ثَلٰثٍۜ ذٰلِكُمُ اللّٰهُ رَبُّكُمْ لَهُ الْمُلْكُۜ لَٓا اِلٰهَ اِلَّا هُوَۚ فَاَنّٰى تُصْرَفُونَ O, sizi bir tek nefisten yarattı, ondan da eşini var etti. Sizin faydalanmanız için hayvanlardan sekiz çift meydana getirdi. O sizi analarınızın karnında üç karanlık içinde, bir yaratıştan diğerine geçirerek yaratıyor. Rabbiniz olan Allah işte budur. Bütün kâinatın mutlak mülkiyet ve hâkimiyeti O’na aittir. O’ndan başka ilâh yoktur. Böyle iken, nasıl oluyor da O’na kulluktan yüz çeviriyor, yanlış yollara sürükleniyorsunuz? Mü'min / 67. Ayet هُوَ الَّذ۪ي خَلَقَكُمْ مِنْ تُرَابٍ ثُمَّ مِنْ نُطْفَةٍ ثُمَّ مِنْ عَلَقَةٍ ثُمَّ يُخْرِجُكُمْ طِفْلًا ثُمَّ لِتَبْلُغُٓوا اَشُدَّكُمْ ثُمَّ لِتَكُونُوا شُيُوخًاۚ وَمِنْكُمْ مَنْ يُتَوَفّٰى مِنْ قَبْلُ وَلِتَبْلُغُٓوا اَجَلًا مُسَمًّى وَلَعَلَّكُمْ تَعْقِلُونَ Sizi önce toprak sonra nutfe sonra aleka safhalarından geçirerek yaratan O’dur. Sonra sizi bir bebek olarak hayat alanına çıkarır. Ardından güçlü çağınıza ulaşıncaya, sonra da yaşlılar hâline gelinceye kadar sizi yaşatır. İçinizden bazıları daha önce vefat eder. Böylece her biriniz kendisi için belirlenen belli bir vakte erişirsiniz. Umulur ki bunlar üzerinde düşünüp, Allah’ın birliğini ve sonsuz kudretini anlarsınız. Rahmân / 14. Ayet خَلَقَ الْاِنْسَانَ مِنْ صَلْصَالٍ كَالْفَخَّارِۙ Allah insanı kiremit gibi pişmiş bir çamurdan yarattı. Nuh / 14. Ayet وَقَدْ خَلَقَكُمْ اَطْوَارًا Oysa O’dur sizi merhale merhale, şekilden şekle geçirerek yaratan!» Nuh / 15. Ayet اَلَمْ تَرَوْا كَيْفَ خَلَقَ اللّٰهُ سَبْعَ سَمٰوَاتٍ طِبَاقًاۙ Hem görmez misiniz, Allah yedi göğü nasıl birbiriyle tam uyumlu, mükemmel bir ölçüyle ayarlanmış tabakalar hâlinde yaratmış?» Nuh / 16. Ayet وَجَعَلَ الْقَمَرَ ف۪يهِنَّ نُورًا وَجَعَلَ الشَّمْسَ سِرَاجًا O gökler içinde ayı yansıyan bir nûr, güneşi de bir ışık kaynağı yapmış.» Nuh / 17. Ayet وَاللّٰهُ اَنْبَتَكُمْ مِنَ الْاَرْضِ نَبَاتًاۙ Allah sizi de yerden bitki bitirircesine bitirip büyüttü.» Nuh / 18. Ayet ثُمَّ يُع۪يدُكُمْ ف۪يهَا وَيُخْرِجُكُمْ اِخْرَاجًا Sonra sizi tekrar toprağa döndürecek ve yeniden diriltip tekrar oradan çıkaracaktır.» İnsan / 1. Ayet هَلْ اَتٰى عَلَى الْاِنْسَانِ ح۪ينٌ مِنَ الدَّهْرِ لَمْ يَكُنْ شَيْـًٔا مَذْكُورًا İnsanın üzerinden öyle uzun bir zaman gelip geçti ki, daha henüz o adı sanı anılmaya değer bir şey bile değildi. İnsan / 2. Ayet اِنَّا خَلَقْنَا الْاِنْسَانَ مِنْ نُطْفَةٍ اَمْشَاجٍۗ نَبْتَل۪يهِ فَجَعَلْنَاهُ سَم۪يعًا بَص۪يرًا Doğrusu biz insanı baba ve anneden gelip birleşen karışık bir nutfeden yarattık. Onu imtihan etmek istiyoruz; bu sebeple kendisini işiten ve gören bir varlık kıldık. Mürselât / 20. Ayet اَلَمْ نَخْلُقْكُمْ مِنْ مَٓاءٍ مَه۪ينٍۙ Ey insanlar! Biz sizi değersiz bir sudan yaratmadık mı? Mürselât / 23. Ayet فَقَدَرْنَاۗ فَنِعْمَ الْقَادِرُونَ Biz, insanın yaratılışını işte böyle gerçekleştirdik. Ne mükemmeldir bizim bir şeyi gerçekleştirme kudretimiz! Tin / 4. Ayet لَقَدْ خَلَقْنَا الْاِنْسَانَ ف۪ٓي اَحْسَنِ تَقْو۪يمٍۘ Muhakkak ki biz insanı en mükemmel biçimde yarattık. Tin / 5. Ayet ثُمَّ رَدَدْنَاهُ اَسْفَلَ سَافِل۪ينَۙ Sonra onu aşağıların en aşağısına indirdik. Tin / 6. Ayet اِلَّا الَّذ۪ينَ اٰمَنُوا وَعَمِلُوا الصَّالِحَاتِ فَلَهُمْ اَجْرٌ غَيْرُ مَمْنُونٍۜ Ancak iman edip sâlih ameller yapanlar müstesnâ! Onlar için hiç eksilmeyen ve tükenmeyen bir mükâfat vardır. Bakara / 28. Ayet كَيْفَ تَكْفُرُونَ بِاللّٰهِ وَكُنْتُمْ اَمْوَاتًا فَاَحْيَاكُمْۚ ثُمَّ يُم۪يتُكُمْ ثُمَّ يُحْي۪يكُمْ ثُمَّ اِلَيْهِ تُرْجَعُونَ Ey kâfirler! Allah’ı nasıl inkâr edebiliyorsunuz ki, ölü idiniz de sizi O diriltti. Sonra sizi öldürecek, sonra tekrar diriltecek, sonra da O’na döndürüleceksiniz. Bakara / 30. Ayet وَاِذْ قَالَ رَبُّكَ لِلْمَلٰٓئِكَةِ اِنّ۪ي جَاعِلٌ فِي الْاَرْضِ خَل۪يفَةًۜ قَالُٓوا اَتَجْعَلُ ف۪يهَا مَنْ يُفْسِدُ ف۪يهَا وَيَسْفِكُ الدِّمَٓاءَۚ وَنَحْنُ نُسَبِّحُ بِحَمْدِكَ وَنُقَدِّسُ لَكَۜ قَالَ اِنّ۪ٓي اَعْلَمُ مَا لَا تَعْلَمُونَ Hani Rabbin meleklere “Ben yeryüzünde bir halîfe yaratacağım” dediğinde onlar “Orada fesat çıkaracak ve kanlar dökecek birini mi yaratacaksın? Halbuki biz, seni övgüyle tesbih ve takdîs ediyoruz” demişlerdi. Allah da onlara “Ben sizin bilmediğiniz şeyleri bilirim” buyurmuştu. Âl-i İmrân / 6. Ayet هُوَ الَّذ۪ي يُصَوِّرُكُمْ فِي الْاَرْحَامِ كَيْفَ يَشَٓاءُۜ لَٓا اِلٰهَ اِلَّا هُوَ الْعَز۪يزُ الْحَك۪يمُ Sizi rahimlerde dilediği gibi şekillendiren de Allah’tır. O’ndan başka ilâh yoktur. O, kudreti dâimâ üstün gelen, her hükmü ve işi hikmetli ve sağlam olandır. Nisâ / 1. Ayet يَٓا اَيُّهَا النَّاسُ اتَّقُوا رَبَّكُمُ الَّذ۪ي خَلَقَكُمْ مِنْ نَفْسٍ وَاحِدَةٍ وَخَلَقَ مِنْهَا زَوْجَهَا وَبَثَّ مِنْهُمَا رِجَالًا كَث۪يرًا وَنِسَٓاءًۚ وَاتَّقُوا اللّٰهَ الَّذ۪ي تَسَٓاءَلُونَ بِه۪ وَالْاَرْحَامَۜ اِنَّ اللّٰهَ كَانَ عَلَيْكُمْ رَق۪يبًا Ey insanlar! Sizi bir tek nefisten yaratan, ondan eşini var eden, bu ikisinden de birçok erkekler ve kadınlar üretip yayan Rabbinize karşı gelmekten sakının. İsmi hürmetine birbirinizden dilekte bulunduğunuz o Allah’a saygısızlık etmekten ve akrabalık bağlarını koparmaktan sakının. Çünkü Allah sizin üzerinizde tam bir gözeticidir. En'âm / 2. Ayet هُوَ الَّذ۪ي خَلَقَكُمْ مِنْ ط۪ينٍ ثُمَّ قَضٰٓى اَجَلًاۜ وَاَجَلٌ مُسَمًّى عِنْدَهُ ثُمَّ اَنْتُمْ تَمْتَرُونَ O, sizi çamurdan yarattı, sonra ömrünüze belirli bir süre tâyin etti. O’nun katında belirlenmiş bir ecel daha vardır. Siz ise hâlâ şüphe edip duruyorsunuz. En'âm / 98. Ayet وَهُوَ الَّذ۪ٓي اَنْشَاَكُمْ مِنْ نَفْسٍ وَاحِدَةٍ فَمُسْتَقَرٌّ وَمُسْتَوْدَعٌۜ قَدْ فَصَّلْنَا الْاٰيَاتِ لِقَوْمٍ يَفْقَهُونَ O, sizi tek bir nefisten yaratandır. Sizin için bir müddet emânet olarak kalacağınız, bir de sürekli kalacağınız bir yer vardır. Biz, gerçeği derinden ve etraflıca kavrama gayretinde olanlar için âyetlerimizi en güzel şekilde açıklıyoruz. A'râf / 189. Ayet هُوَ الَّذ۪ي خَلَقَكُمْ مِنْ نَفْسٍ وَاحِدَةٍ وَجَعَلَ مِنْهَا زَوْجَهَا لِيَسْكُنَ اِلَيْهَاۚ فَلَمَّا تَغَشّٰيهَا حَمَلَتْ حَمْلًا خَف۪يفًا فَمَرَّتْ بِه۪ۚ فَلَمَّٓا اَثْقَلَتْ دَعَوَا اللّٰهَ رَبَّهُمَا لَئِنْ اٰتَيْتَنَا صَالِحًا لَنَكُونَنَّ مِنَ الشَّاكِر۪ينَ Allah, sizi başlangıçta tek bir nefisten yarattı ve kendisiyle ünsiyet edip gönül huzuru bulacağı eşini de aynı cins ve mâhiyetten var etti. İnsan nesli bu ikisinden türeyip çoğalarak bugüne kadar sürüp geldi. Bilindiği üzere erkek eşine yaklaşınca, eşi hafif bir yük yüklenip hamile kalır ve onu karnında bir müddet taşır. Nihâyet hamileliği ağırlaşınca, eşler birlikte, bir endişe ve telaşla Rableri olan Allah’a yönelerek “Eğer bize eli ayağı düzgün kusursuz bir çocuk verirsen, yemin olsun ki, biz de karşılığında şükredenlerden olacağız” diye dua ederler. Nahl / 4. Ayet خَلَقَ الْاِنْسَانَ مِنْ نُطْفَةٍ فَاِذَا هُوَ خَص۪يمٌ مُب۪ينٌ O, insanı küçücük bir nutfeden yarattı. Ama insan, yaratıcısına karşı apaçık bir düşman kesilivermiştir. Nahl / 72. Ayet وَاللّٰهُ جَعَلَ لَكُمْ مِنْ اَنْفُسِكُمْ اَزْوَاجًا وَجَعَلَ لَكُمْ مِنْ اَزْوَاجِكُمْ بَن۪ينَ وَحَفَدَةً وَرَزَقَكُمْ مِنَ الطَّيِّبَاتِۜ اَفَبِالْبَاطِلِ يُؤْمِنُونَ وَبِنِعْمَتِ اللّٰهِ هُمْ يَكْفُرُونَۙ Allah sizin için kendi cinsinizden eşler yarattı; eşlerinizden de size evlatlar ve torunlar verdi. Sizi temiz ve hoş nimetlerle rızıklandırdı. Buna rağmen bazıları, asılsız şeylere inanıp, Allah’ın bunca nimetine karşı nankörlük mü ediyorlar? İsrâ / 99. Ayet اَوَلَمْ يَرَوْا اَنَّ اللّٰهَ الَّذ۪ي خَلَقَ السَّمٰوَاتِ وَالْاَرْضَ قَادِرٌ عَلٰٓى اَنْ يَخْلُقَ مِثْلَهُمْ وَجَعَلَ لَهُمْ اَجَلًا لَا رَيْبَ ف۪يهِۜ فَاَبَى الظَّالِمُونَ اِلَّا كُفُورًا Peki onlar, gökleri ve yeri yaratan Allah’ın, kıyâmet gününde kendilerini aynı şekilde yeniden yaratabilecek güce sahip olduğunu ve onlar için geleceğinde şüphe olmayan bir ecel belirlediğini görmüyorlar mı? Ama zâlimler, yine de inkârlarında diretmektedirler. Tâ-Hâ / 55. Ayet مِنْهَا خَلَقْنَاكُمْ وَف۪يهَا نُع۪يدُكُمْ وَمِنْهَا نُخْرِجُكُمْ تَارَةً اُخْرٰى Sizi topraktan yarattık, yine sizi oraya döndüreceğiz ve bir kez daha sizi diriltip oradan çıkaracağız. Hac / 5. Ayet يَٓا اَيُّهَا النَّاسُ اِنْ كُنْتُمْ ف۪ي رَيْبٍ مِنَ الْبَعْثِ فَاِنَّا خَلَقْنَاكُمْ مِنْ تُرَابٍ ثُمَّ مِنْ نُطْفَةٍ ثُمَّ مِنْ عَلَقَةٍ ثُمَّ مِنْ مُضْغَةٍ مُخَلَّقَةٍ وَغَيْرِ مُخَلَّقَةٍ لِنُبَيِّنَ لَكُمْۜ وَنُقِرُّ فِي الْاَرْحَامِ مَا نَشَٓاءُ اِلٰٓى اَجَلٍ مُسَمًّى ثُمَّ نُخْرِجُكُمْ طِفْلًا ثُمَّ لِتَبْلُغُٓوا اَشُدَّكُمْۚ وَمِنْكُمْ مَنْ يُتَوَفّٰى وَمِنْكُمْ مَنْ يُرَدُّ اِلٰٓى اَرْذَلِ الْعُمُرِ لِكَيْلَا يَعْلَمَ مِنْ بَعْدِ عِلْمٍ شَيْـًٔاۜ وَتَرَى الْاَرْضَ هَامِدَةً فَاِذَٓا اَنْزَلْنَا عَلَيْهَا الْمَٓاءَ اهْتَزَّتْ وَرَبَتْ وَاَنْبَتَتْ مِنْ كُلِّ زَوْجٍ بَه۪يجٍ Ey insanlar! Öldükten sonra dirilme konusunda en küçük bir şüpheniz varsa, şunu bilin ki, biz sizi başlangıçta topraktan, sonra bir nutfeden, sonra rahim cidârına yapışan bir hücreden, sonra esas unsurlarıyla yaratılışı tamamlanmış ama bütün azalarıyla henüz tamamlanmamış bir çiğnem et görünümünde bir ceninden yarattık ki, size kudretimizi gösterelim. Dilediğimizi rahimlerde belli bir süreye kadar bekletir, sonra sizi bir bebek olarak dünyaya çıkarırız. Sonra güçlü kuvvetli çağınıza ulaşmanız için sizi besleyip büyütürüz. İçinizden kimi erkenden, hatta çocuk yaşta ölür. Kimi de ömrün en düşkün çağına kadar yaşatılır da, daha önce bazı şeyler öğrenmişken artık hiçbir şey bilmez hâle gelir. Ayrıca yeryüzünü de kupkuru ve ölü bir halde görürsün; fakat biz üzerine yağmur indirdiğimizde o, kıpırdanır, kabarır, her türden göz alıcı, gönül açıcı bitkiyi erkekli-dişili bitirir. Mü'minûn / 12. Ayet وَلَقَدْ خَلَقْنَا الْاِنْسَانَ مِنْ سُلَالَةٍ مِنْ ط۪ينٍۚ Gerçek şu ki biz insanı çamurdan, süzülmüş bir özden yarattık. Mü'minûn / 14. Ayet ثُمَّ خَلَقْنَا النُّطْفَةَ عَلَقَةً فَخَلَقْنَا الْعَلَقَةَ مُضْغَةً فَخَلَقْنَا الْمُضْغَةَ عِظَامًا فَكَسَوْنَا الْعِظَامَ لَحْمًاۗ ثُمَّ اَنْشَأْنَاهُ خَلْقًا اٰخَرَۜ فَتَبَارَكَ اللّٰهُ اَحْسَنُ الْخَالِق۪ينَۜ Sonra bu nutfeyi alaka, alakayı mudğa hâline getirdik. Mudğayı kemikler hâline soktuk ve bu kemiklere et giydirdik. Nihâyet onu bambaşka bir yaratışla güzel bir insan kıvamında ortaya çıkardık. O eşsiz, en güzel yaratıcı olan Allah yüceler yücesidir; bütün nimet ve bereketlerin asıl kaynağıdır! Mü'minûn / 79. Ayet وَهُوَ الَّذ۪ي ذَرَاَكُمْ فِي الْاَرْضِ وَاِلَيْهِ تُحْشَرُونَ Sizi yaratıp yeryüzünde yayan da O’dur. Nihâyet yine O’nun huzurunda toplanacaksınız. Furkan / 54. Ayet وَهُوَ الَّذ۪ي خَلَقَ مِنَ الْمَٓاءِ بَشَرًا فَجَعَلَهُ نَسَبًا وَصِهْرًاۜ وَكَانَ رَبُّكَ قَد۪يرًا İnsanı sudan yaratıp, onu soy ve evlilik bağlarıyla büyük bir nesil hâline getiren de O’dur. Senin Rabbinin gücü her şeye yeter. Rûm / 19. Ayet يُخْرِجُ الْحَيَّ مِنَ الْمَيِّتِ وَيُخْرِجُ الْمَيِّتَ مِنَ الْحَيِّ وَيُحْيِ الْاَرْضَ بَعْدَ مَوْتِهَاۜ وَكَذٰلِكَ تُخْرَجُونَ۟ O, ölüden diriyi çıkarır, diriden ölüyü çıkarır ve kışta ölümünün ardından baharda yeryüzünü tekrar diriltir. İşte siz de öldükten sonra böyle diriltilip, kabirlerinizden çıkarılacaksınız. Rûm / 20. Ayet وَمِنْ اٰيَاتِه۪ٓ اَنْ خَلَقَكُمْ مِنْ تُرَابٍ ثُمَّ اِذَٓا اَنْتُمْ بَشَرٌ تَنْتَشِرُونَ O’nun varlığının delillerinden biri, sizi topraktan yaratmasıdır. Sonra siz dünyanın her tarafına yayılan insan nesli hâline geliverdiniz. Rûm / 54. Ayet اَللّٰهُ الَّذ۪ي خَلَقَكُمْ مِنْ ضَعْفٍ ثُمَّ جَعَلَ مِنْ بَعْدِ ضَعْفٍ قُوَّةً ثُمَّ جَعَلَ مِنْ بَعْدِ قُوَّةٍ ضَعْفًا وَشَيْبَةًۜ يَخْلُقُ مَا يَشَٓاءُۚ وَهُوَ الْعَل۪يمُ الْقَد۪يرُ Sizi güçsüz bir halde yaratan, güçsüzlükten sonra size kuvvet veren, kuvvetli döneminizden sonra sizi tekrar güçsüz ve saçı başı ağarmış ihtiyar hâline getiren Allah’tır. O, dilediğini yaratır. Çünkü O, her şeyi hakkiyle bilen ve her şeye gücü yetendir. Lokman / 34. Ayet اِنَّ اللّٰهَ عِنْدَهُ عِلْمُ السَّاعَةِۚ وَيُنَزِّلُ الْغَيْثَۚ وَيَعْلَمُ مَا فِي الْاَرْحَامِۜ وَمَا تَدْر۪ي نَفْسٌ مَاذَا تَكْسِبُ غَدًاۜ وَمَا تَدْر۪ي نَفْسٌ بِاَيِّ اَرْضٍ تَمُوتُۜ اِنَّ اللّٰهَ عَل۪يمٌ خَب۪يرٌ Kıyâmetin ne zaman kopacağının bilgisi yalnız Allah’ın katındadır. Yağmuru O indirir. Rahîmlerde olanı da O bilir. Hiç kimse yarın ne kazanacağını bilemez. Hiç kimse nerede öleceğini de bilemez. Şüphesiz, her şeyi hakkiyle bilen, her şeyden hakkiyle haberdâr olan yalnız Allah’tır. Secde / 7. Ayet اَلَّذ۪ٓي اَحْسَنَ كُلَّ شَيْءٍ خَلَقَهُ وَبَدَاَ خَلْقَ الْاِنْسَانِ مِنْ ط۪ينٍۚ O Allah ki, yarattığı her şeyi en güzel bir şekilde yarattı; insanı yaratmaya da çamurdan başladı. Secde / 9. Ayet ثُمَّ سَوّٰيهُ وَنَفَخَ ف۪يهِ مِنْ رُوحِه۪ وَجَعَلَ لَكُمُ السَّمْعَ وَالْاَبْصَارَ وَالْاَفْـِٔدَةَۜ قَل۪يلًا مَا تَشْكُرُونَ Ardından onu güzel bir insan şeklinde düzenleyip ona rûhundan üfledi. Böylece size kulaklar, gözler ve kalpler bahşetti. Ne kadar da az şükrediyorsunuz! Fâtır / 11. Ayet وَاللّٰهُ خَلَقَكُمْ مِنْ تُرَابٍ ثُمَّ مِنْ نُطْفَةٍ ثُمَّ جَعَلَكُمْ اَزْوَاجًاۜ وَمَا تَحْمِلُ مِنْ اُنْثٰى وَلَا تَضَعُ اِلَّا بِعِلْمِه۪ۜ وَمَا يُعَمَّرُ مِنْ مُعَمَّرٍ وَلَا يُنْقَصُ مِنْ عُمُرِه۪ٓ اِلَّا ف۪ي كِتَابٍۜ اِنَّ ذٰلِكَ عَلَى اللّٰهِ يَس۪يرٌ Allah sizi önce topraktan sonra bir damla sudan yarattı, sonra da sizi erkek-dişi şeklinde çiftler hâline getirdi. O’nun bilgisi olmadan bir dişi ne gebe kalır ne de doğurur. Bir canlıya ne kadar ömür verildiği de, ömründen neyin eksildiği de bir kitapta yazılıdır. Bütün bunlar, Allah için pek kolaydır. Yâsin / 36. Ayet سُبْحَانَ الَّذ۪ي خَلَقَ الْاَزْوَاجَ كُلَّهَا مِمَّا تُنْبِتُ الْاَرْضُ وَمِنْ اَنْفُسِهِمْ وَمِمَّا لَا يَعْلَمُونَ Her türlü kusurdan, eksiklikten, eşi ortağı olmaktan uzaktır o Allah ki, yerin bitirdiği her şeyi, bizzat kendilerini ve henüz mâhiyetini bilmedikleri nice şeyleri çiftler hâlinde yaratmıştır. Yâsin / 77. Ayet اَوَلَمْ يَرَ الْاِنْسَانُ اَنَّا خَلَقْنَاهُ مِنْ نُطْفَةٍ فَاِذَا هُوَ خَص۪يمٌ مُب۪ينٌ İnsan hiç dikkat edip düşünmez mi ki, biz onu bir damla sudan nasıl yaratıyoruz? Böyleyken, o bize karşı yaman bir düşman kesiliveriyor! Sâffât / 11. Ayet فَاسْتَفْتِهِمْ اَهُمْ اَشَدُّ خَلْقًا اَمْ مَنْ خَلَقْنَاۜ اِنَّا خَلَقْنَاهُمْ مِنْ ط۪ينٍ لَازِبٍ Sor onlara Kendileri mi yaratılışça daha güçlü kuvvetli, yoksa bizim gök, yer, melekler gibi yarattığımız diğer varlıklar mı? Doğrusu biz o insanları yapışkan bir çamurdan yarattık. Mü'min / 64. Ayet اَللّٰهُ الَّذ۪ي جَعَلَ لَكُمُ الْاَرْضَ قَرَارًا وَالسَّمَٓاءَ بِنَٓاءً وَصَوَّرَكُمْ فَاَحْسَنَ صُوَرَكُمْ وَرَزَقَكُمْ مِنَ الطَّيِّبَاتِۜ ذٰلِكُمُ اللّٰهُ رَبُّكُمْۚ فَتَبَارَكَ اللّٰهُ رَبُّ الْعَالَم۪ينَ O Allah ki, yeryüzünü sizin için yaşamaya müsait bir mekan, göğü de emniyet kalkanı gibi bir kubbe yaptı. Size sûret verdi, sûretlerinizi de en güzel şekle koydu. Sizi temiz ve helâl nimetlerle rızıklandırdı. İşte Rabbiniz olan Allah budur. Âlemlerin Rabbi olan Allah yüceler yücesidir, bütün nimet, feyiz ve bereketlerin kaynağıdır. Câsiye / 4. Ayet وَف۪ي خَلْقِكُمْ وَمَا يَبُثُّ مِنْ دَٓابَّةٍ اٰيَاتٌ لِقَوْمٍ يُوقِنُونَۜ Gerek sizin yaratılışınızda, gerekse Allah’ın yeryüzüne yaydığı canlılarda kesin olarak inanacak bir toplum için nice deliller vardır. Kaf / 16. Ayet وَلَقَدْ خَلَقْنَا الْاِنْسَانَ وَنَعْلَمُ مَا تُوَسْوِسُ بِه۪ نَفْسُهُۚ وَنَحْنُ اَقْرَبُ اِلَيْهِ مِنْ حَبْلِ الْوَر۪يدِ Gerçek şu ki, insanı biz yarattık ve nefsinin ona neler fısıldadığını da çok iyi biliyoruz. Çünkü biz ona şah damarından daha yakınız. Necm / 45. Ayet وَاَنَّهُ خَلَقَ الزَّوْجَيْنِ الذَّكَرَ وَالْاُنْثٰىۙ O’dur, iki cinsi, erkek ve dişiyi yaratan; Vâkıa / 57. Ayet نَحْنُ خَلَقْنَاكُمْ فَلَوْلَا تُصَدِّقُونَ۟ Sizi yoktan yaratan biziz. Böyle iken, hâlâ yeniden diriliş gerçeğini tasdik etmeyecek misiniz? Vâkıa / 59. Ayet ءَاَنْتُمْ تَخْلُقُونَهُٓ اَمْ نَحْنُ الْخَالِقُونَ Onu mükemmel bir insan olarak siz mi yaratıyorsunuz, yoksa yaratan biz miyiz? Nuh / 19. Ayet وَاللّٰهُ جَعَلَ لَكُمُ الْاَرْضَ بِسَاطًاۙ Allah, yeryüzünü sizin için bir sergi gibi döşedi.» Kıyamet / 37. Ayet اَلَمْ يَكُ نُطْفَةً مِنْ مَنِيٍّ يُمْنٰىۙ Yoksa o, başlangıçta akıtılan menîden bir damlacık nutfe değil miydi? Kıyamet / 39. Ayet فَجَعَلَ مِنْهُ الزَّوْجَيْنِ الذَّكَرَ وَالْاُنْثٰىۜ Sonra da ondan erkek ve dişi eşler yarattı. Abese / 18. Ayet مِنْ اَيِّ شَيْءٍ خَلَقَهُۜ Bir düşünse, Allah onu hangi şeyden yarattı? Târık / 5. Ayet فَلْيَنْظُرِ الْاِنْسَانُ مِمَّ خُلِقَۜ Hangi şeyden yaratıldı, bir düşünsün insan! Târık / 7. Ayet يَخْرُجُ مِنْ بَيْنِ الصُّلْبِ وَالتَّرَٓائِبِۜ Omurga kemiği ile göğüs bölgesi arasından çıkan. Tin / 1. Ayet وَالتّ۪ينِ وَالزَّيْتُونِۙ Yemin olsun incire ve zeytine, Alak / 1. Ayet اِقْرَأْ بِاسْمِ رَبِّكَ الَّذ۪ي خَلَقَۚ Yaratan Rabbinin adıyla oku!
insanın yaratılışı ile ilgili grek mitine ait birkaç söylence vardır... en cok bahsi geçen iki değişik hikayeyeden bahsetmek istiyorum ilki belki zamanlama açısından daha mantıklı görünüyor ancak ondan daha çok sevdiğim bir hikaye daha var ki, ilkini kısaca özetleyip, onu sonra uzun uzun anlatacagım..ohaa demeyin gerek yok okuyun örenin iste... hesiodos'un soylar efsanesi...bu efsane insanın tam olarak nasıl yaratıldığını açıklamaz. ..sadece yaratılmış olduğunu varsayar ve sonrasını anlatır bize...der ki hesiodos..chronus'un egemenliği sırasında, ölümsüz tanrılar ilk insan soyunu yaratmi$lar... buna "altın soy" deniyormu$.. bereketli topraklarında tanrılar gibi ya$armı$ ilk insan soyu, mutluluk içinde ya$ar, mutluluk içinde ölür, sonra toprağı ve insanlari koruyan birer minik cine dönüşürlermi$...sonra "gümüş soy"unu yaratm$ tanrılar... gümü$ soy, altın soy kadar zeki değilmi$... aptallıklarıyla başlarını derde sokar, tanrılara saygısız davranırlarmı$... zeus bunu saygısızlık olarak nitelendirmiş ve onları yeraltı cinlerine dönü$türüp toprağın altına gömmü$.."tunç soy" yaratılmış ardından...oysa yeni gelen bu soy, çok daha betermiş öncekinden.. birbirlerine saldırmaktan, savaşmaktan, öldürmekten başka yaptıkları yokmuş.. zeus'un devreye girmesine gerek kalmamış bu sefer, onlar kendi kendilerini yok etmişler ve hades'in karanlık yeraltı dünyasına göcmü$ler.."demir soy" en son gelmiş ve hala sürmekte olan soydur... yine bu efsanede denir ki, bir altıncı soy daha gelecek... saygısız, sevgisiz, yokedici bir toplum olacak ve hak kavramı ortadan kalkacak, güçlüler kazanacak, güçsüzler ölüme mahkum olacak. pek de yanılmamış galiba... 6. soy geldi mi, ne dersiniz? ovidius'un metaporphoses adlı yapıtındaki anlatısıaşklarıyla olympos çevresinde oldukça ünlü olan zeus, kız kardeşi demeter'e kaptırmış gönlünü, onunla beraber olmuş ve güzeller güzeli kore doğmuş..kore, daha sonra yeraltı tanrıçası olduğunda ismi persephone olacak...bu da başka bir hikaye kore, güzelliğinin yanı sıra son derece alımlı, kibar, zeki ve güleryüzlü bir kızmış. iflah olmaz çapkın zeus, tutup kendi kızına aşık olmuş bu güzelliği gördüğünde. aklı fikri kore ile beraber olabilmekteymiş.. bir gün onu yalnız başına ormanda otururken gördüğünde, fırsat bu fırsat demiş, bir yılana dönüşmüş ve onunla beraber olmuş. kore, zagreus'a hamile kalmış. o sıralar zeus'un gözdesi, en sevdiği kore olduğu için, oğlu zagreus'un da ayrı bir önemi varmış zeus için.. onu deliler gibi seviyor, koruyor, kolluyormuş. ancak zeus'un onu sevdiğinden çok nefret ediyormuş kıskanç hera zagreus'tan... hera'nın hışmından korkan zeus, bir mağaraya saklamış oğlunu. zamanında kendisini büyütmüş olan kuretlere emanet etmiş onu. hera veya onun saldığı adamları yaklaşacak olursa, korkunç sesler çıkarıp onları korkutmalarını ve aynı zamanda bebek sesini bastırmalarını iyice tembihlemiş. ancak hera'nın öfkesi öyle büyükmüş ki, zagreus'u bulamayınca titanları çağırmış kendisine yardıma.. titanlar bebeği bulmuşlar kuretlerin sakladığı mağarada... ancak bebek zagreus korkmuş dev titanlardan ve mağaranın daracık dibine saklanmış...titanlar bir ayna getirmeyi akıl etmişler mağaranın girişine. zagreus kendi aksini görünce aynada, meraka kapılıp dışarı çıkmış.. işte o anda üzerine atılmışlar bebeciğin titanlar ve onu paramparça edip etlerini yemişler. geriye sadece kemikleri kalmış...bunu duyan zeus öfkesinden deliye dönmüş ve şimşeklerini göndermiş titanların üzerine... oracıkta küle dönüşmüş titanlar ve zagreus'un kemikleri... zaman geçmiş, yağmurlar yağmış. yağmur suları çamura dönüştürmüş zagreus ve titanların küllerini...prometheus gelmiş sonra. kendisi bir titan olduğu halde, zeus'a karşı savaşmayı kabul etmedikleri için kardeşi epimetheus ile prometheus, tartaros'a gönderilmemiş, zeus tarafından insanın yaratılışında görevlendirilmişlerdir.prometheus, şekil vermiş bu çamura... insan bedenini yaratmış... o sırada oradan geçmekte olan tanrıça athena, prometheus'un eserine hayran kalmış ve çamura hayat üflemiş. işte ilk insan böyle yaratılmış... zagreus'un saflığı, temizliği, iyiliği ve güzelliği ile titanların kötülüğü ve çirkinliğinin bir karışımı... insanın içinde hem iyilik hem kötülük bulunması bundan olsa gerek zaman geçmiş köprülerin ardindan coook sular akmiş insanoğlu çoğalmaya başlamış... bu kısım da mitolojinin birçok yerinde olduğu gibi oldukça kafa karıştırıcı. çünkü birazdan göreceğimiz pandora, ilk kadın ölümlüdür. demek ki pandora gelene kadar insanlar, yani erkek bireyler, bir şekilde kendi başlarına çoğalmayı başarmışlar... nasıl? bu da mitolojinin bilinmezlerinden biri insanoğlu yaratıldığında prometheus kardeşi epimetheus'a der ki, "şimdi de sen bu ölümlü canlıların sıfatlarını dağitiver bilaaderim..." epimetheus başlamış onlara iyi kotu özellikler vermeye... en son sıra insana bir bakmış ki, elindeki bütün güzel sıfatları dağıtmış, insana verecek birşey kalmamış! işte tam bu can alıcı noktada, prometheus'un "ileri görüşlü / önceden gören", epimetheus'un "geri görüşlü / sonradan gören" anlamlarına geldiğini belirtmemde fayda var sanırım prometheus yetişmiş o anda ve insana iki ayağı üzerinde durma yetisi, ateşi ve bunu kullanacak zekayı vermekte karar kılmış...ne verseydiki daha adam olana cokhh bile..insanlar gelişmeye başlamışlar... zeus karışmış orda hemen işin içine... demiş ki, biz tanrılara tapınmayı öğrensin bu insanoğlu.. "bana, kurban ettiğiniz her hayvanın bir parçasını vereceksiniz... hangi parça olduğuna ben karar vereceğim. haydi kurban edin bana şurda duran koyunu" diye buyurmuş...prometheus insanlara yardımcı olmuş hemen... ölümsüz bir tanrının, insanoğlunun yiyeceğine kendisini ortak koşuyor olmasına öfkelenmiş ve bir oyun oynamış zeus'a... kurban etinin en güzel parçalarını iskembenin içine doldurmuş... en kötü kısımlarla kemiklerin üstünü bir güzel örtmüş yağlarla... insanlar demişler ki , "buyur seç bakalım, hangi parçaları sana verelim kurban ettiğimiz hayvanlardan, ulu zeus?" zeus şöyle bir bakmış, "o iğrenç işkembeyi ben ne yapayım, şu yağlarla kaplı semiz etleri seçiyorum" demiş... ancak bir bakmış ki yağların altında kemik dolu. çok öfkelenmiş zeus... kendisini aldatmış olan insanlara ve prometheus'a çok içerlemiş hatta bi köşeye çekilmiş hirsinden ağlamiş garibim.. bir tanrı olarak oyuna getirilmeyi hazmedemiyormuş ama, kararı kesin olmak zorundaymış tanrının; hayır bunu beğenmedim diğerini alacağım diyemezmiş...tanrıların tanrısı, üçkağıda gelmiş olmayı yedirememiş kendisine, ve onlara ceza olsun diye ellerinden ateşi geri almış ve baldiri ciplak sekilde birakmiş insanoglunu.... prometheus yine yetişmiş hiziraleyhisselam gibi imdadına insanların.. gitmiş tanrısal ateşten bir parça çalmış, onlara vermiş...prometheus gostermis yine delikanliligini...işte böylesine insan dostudur, mitolojinin ilk asisi olan prometheus..hep insanlar için çalışmış, savaşmıştır. tanrıları hep son derece sıkıcı ve adaletsiz bulmuştur..zeus, prometheus'u cezalandırmaya karar vermiş. hephaistos'a onu kafkas dağlarına zincirlemesini emretmiş. ..cezası çok ağırmış kolları iki yana açılmış şekilde zincire vurulan prometheus'un karaciğerini gündüz boyunca bir kartal didikleyerek yiyor, sonra ciğeri gece boyunca yeniden büyüyormuş. büyük acılar çeken prometheus bu cezaya sonsuza dek çarptırılmış, zira kendisi ölümsüzdür..banane olm ben ölümsüzüm diyerekden zeusu çileden çikartiyormu$..prometheus delikanli oldugu kadar espiliymişde..sonunda prometheus yeniden özgürlüğüne kavuşmuş.. ama nasıl, işte bu kesin olarak bilinmiyor... bazı kaynaklara göre, hercules kurtarmış onu... bazıları ise, zeus'un onu affettiğini söyler... çünkü, zeus yine gönlünü yeni bir aşka, su perisi thetis'e kaptırdığında, prometheus bunu görüp, "thetis'in doğuracağı çocuk babasından çok daha kuvvetli ve iktidar sahibi olacak, sakın onla beraber olma" demiş hatırlatma prometheus=önceden gören... sanırım bir nevi kahinlik de sayılıyor bu... ve zeus onun zincirlerini çözmüş...ardından insanlar arasındaki yaşamına devam eden prometheus, zeus'un hala kendisine bir kötülük yapabileceğini biliyormuş. bkz. üst satırdaki hatırlatma bu yüzden kardeşi epimetheus'u uyarmış "sakın tanrılardan hediye kabul etme !" ancak günün birinde epimetheus, bir tanrı hediyesini kabul edivermiş! güzeller güzeli pandora imiş bu hediye... ilk dişi insan, ilk ölümlü kadın... epimetheus görür görmez aşık olmuş pandora'ya ve onu geri yollayamamış..pandora yanında bir kutu getirmiş... prometheus demiş ki kardeşine, "beni dinlemedin, hediyeyi kabul ettin, ama bari şu kutuyu sakın açma! başımıza bir bela gelecek" fakat merakına yenilen epimetheus, yine kardeşinin öğüdüne kulak vermemiş. kutuyu açar açmaz, bütün dertler, kötülükler, üzüntüler, sıkıntılar saçılmış etrafa. prometheus hemen atlamış kutunun üstüne, kapağını kapatıvermiş. böylece tek birşey kalmış kutuda umut...umut o anda prometheus'un yönetimine girmiş... onu çok iyi korumuş prometheus ve asla gerekenden fazlasını vermemiş kimseye; ve kardeşinin hatalarının sonucu, yaratmış olduğu insanoğlunu asırlar boyunca korumak, kollamak zorunda kalmış....evet ebeme sevgilerle kulaklari çinliyordur umarim... olympos tanrılarının kudretine ve kuvvetine karşılık prometheus'ta kurnazlık ve zeka vardı. titanların meşhur isyanları sırasında tarafsız davranan bir titan olduğu halde baş tanrı kendisine başkaldırmadığı, tersine saygı gösterdiği için prometheus'u olympos'a ölmezler arasına kabul etmişti. fakat kendi ırkını mahveden zeus'a karşı içinde büyük bir kin ve öfke olan prometheus, tanrılarını inkar edecek, onları hiçe sayacak ve işleyecekleri kötülüklerle en vahşi hayvanlara bile taş çıkartacak, dünyanın başına bela olacak bir mahluk'u, insanı yaratarak intikam almaya karar ilk insanı çamuru göz yaşlarıyla karıştırarak aslanın gücünü, tavusun kibrini, tilkinin kurnazlığını tavşan'ın ürkekliğini kattı. fakat insan çıplaktı, kendisini koruyacak hiç bir şeye sahip değildi. doğduğu günden itibaren acıları, üzüntüleri, ve bitmek bilmeyen ihtiyaçları başlıyordu. ilk insan çiğ meyvalarla, kanlı etlerle beslenip, elbise yerine bitkilerin yapraklarına sarılıyorlardı. güneşin faydalarını bilmeden kendilerini karanlık oyuklarda saklıyorlardı. yarattığı mahluklara acıyan prometheus insanları daha iyi bir şekilde yaşatabilmek, vahşi hayvanlara karşı etkili silahlarla koruyabilmek, toprağı sürmeye yarayacak gerekli aletleri elde edebilmek için onlara madenleri işlemeyi ve ateşi vermeye karar baştan başa oyuk fakat yanabilir bir özle kaplı olan ferule "şeytantersi ağacı" denilen ağaçtan bir dal koparıp lemnos adasına gitti. hephaistos'un ateş tanrısı alevler fışkıran ocağına yaklaştı ve madenleri eriten kızgın ateşinden bir kıvılcım çaldı. elindeki sopanın özünün içine sakladı ve onu ilahi bir armağan olarak insanlara günden itibaren insanlar ateşin yardımıyla daha iyi yaşamaya başladılar. yiyeceklerini pişiriyorlar, soğuk havada ısınıyorlar, karanlık mağaralarda çıralı odunları yakarak birbirlerinin yüzlerini görüyorlardı. fakat bir süre sonra nerden geldiklerini unutarak kendilerini tanrılarla eşit tutmaya başladılar. zeus onların böyle şımarık davranacaklarını önceden tahmin ettiği için onlara ateşi vermemişti. kendi haberi olmaksızın insanlara ateşi hediye ettiği ve onları şımarttığı için prometheus'a kızarak onu kafkas dağlarının en yüksek tepesine gönderdi ve ateşin, sanayinin tanrısı hephaistos'tan onu yalçın kayalara çakmasını istedi. ilahi demirci istemeyerk zeus'un bu emirine boyun eğdi ve prometheus'un kollarına ayaklarına kırılmaz zincirler geçirerek onları sıkıca kayalara çaktı. prometheus'un cezası bununlada kalmadı..her sabah, kocaman bir kartal kanatlarını açarak süzülüyor ve gelip prometheus'un ciğerlerini yiyordu. bu vahşi hayvan sivri tırnaklarını prometheus'un göğsüne batırıyor ve korkunç gagası ile ciğerini didikliyordu. akşama kadar yediği ciğer, gece sabaha kadar tekrar bitiyor, çoğalıyor eski haline geliyordu. bu işkence tam bin sene sürecekti. fakat otuz sene sonra zeus prometheus'a acıdı ve onu affederek tekrar ölümsüzler arasına olympos dağına aldı. dünyanın yaratılışı gök boşluğu, ıssızlık, hava. deniz. çepçevre hiçlik. karanlık. ilk ürperiş. aydınlığı yaran ilk söz kuihi – kuaha. kurusun toprak, çekilsin deniz. güneş gelir, büyük aydınlık; ay gelir, küçük aydınlık; yıldızlar gelir. kuihi – kuaha. gelir make-make. ilk insan. paskalya adası söylencesi, çeviri sait maden sümer mitolojisi şöyle diyo dişi tanrılar doğduktan sonra tanrılar geçim sıkıntısı çekmeye sızlarar ve isterler ki enki buna bir çare enki o sırada derin bir uykuya dalmıştır, yakarışları anası deniz dertlerini enki'ye iletir ve enki de onların hayatlarını kolaylaştırmak için en usta sanatkarları ortaya kil ve çamurdan insan dini kaynaklarda şu sekilde yeralır sumer'de tanrılar, özellikle dişi tanrılar çoğalmaya başlayınca işlerin çokluğundan, yiyeceklerini hazırlamanın zorluğundan yakınıyorlar ve bütün tanrıları var eden deniz tanrıçası nammu'ya bir çare bulması için yalvarıyorlar. o da bilgelik tanrısına bilgeliğini ve marifetini göstermesini söylüyor. bilgelik tanrısı yumuşak kilden şekiller yapıyor ve tanrıçaya sesleniyor "ey annem! adını vereceğin yaratık oldu,/onun üzerine tanrılann görüntüsünü koy 30,/dipsiz suyun çamurunu karıştır,/kol ve bacakları meydana getir./ey annem! yeni doğanın kaderini söyle!/işte o bir insan!" bu iş esnasında bütün tanrıların annesi, yer tanrıçası, doğum tanrıçası ve bilgelik tanrısı olmak üzere 4 tanrı birlikte bulunuyorlar. tevrat tekvin 2-7 "rab allah yerin toprağından adamı yaptı ve onun yüzüne hayat nefesini üfledi ve adam yaşayan can oldu." tevrat'ta insanın yaratılışı iki türlü anlatılmış tekvin bap 1 26 "allah yeri, göğü, yıldızlan, bitkileri hayvanları yarattıktan sonra allah dedi 'suretimizde benzeyişimize göre insan yapalım! o yeryüzünde her şeye hâkim olsun.' ve allah insanı kendi suretinde yarattı ve onları erkek ve dişi olarak yarattı." böylece yaratılmanın son günü; 6. gün bitiyor. talmud'a göre bu ilk adem'le birlikte yaratılan kadının adı lilith'dir. bu kadın kendini adem'le eşit görüp, onun sözünü dinlememiş ve bir dişi cin olmuş, erkeklere sataşmaya başlamış. yakaladığı bir erkeği bırakmazmış. özellikle ayın yedinci günü erkekler için büyük tehlike imiş. bu lilith, sumer aşk tanrıçası inanna'nın ağacına yuva yapıp onu kestirmeyen bir cinin adı. bkz. hartmut schmökel, das land sumer, stuttgart, 1962, allah daha sonra adem'i topraktan, karısını da kaburgasından yaratıyor. görüldüğü gibi tevrat'ta insan altıncı günde erkek ve dişi olarak yaratıldığı halde, tekrar erkek çamurdan, kadın onun kaburgasindan yaratılıyor. tevrat'ta birbirinden ayrı iki yaratılış efsanesini özetleyecek olursak tekvin, bap 131 yaratılış altı günde oluyor. birinci günde tanrı gökleri ve yeri yaratıyor, gece ve gündüzü meydana getiriyor. ikinci gün, suları ayıran bir kubbe yapıyor ve bu kubbeye, tanrı, gök diyor.. üçüncü gün, suların altından toprağı çıkarıyor, ona, yer diyor. suları bir yere toplayarak onlara deniz diyor. yerden ağaçlar, bitkiler çıkartıyor. dördüncü gün, gökkubbesinde güneş, ay ve yıldızları yapıyor. halbuki birinci günde gök ve yer yaratılmış, gece ve gündüz güneş ve ay'sız meydana gelmiş, hatta ikinci günde bitkiler ve ağaçlar bile çıkmıştı. beşinci gün, suda yaşayam hayvanlarla kuşlar yaratılıyor. altıncı gün sığırlar, sürüngenler, yerde yaşayan bütün hayvanlar yaratılıyor. yaratılan bütün hayvanlara egemen olması için tanrı, insanı kendi görünüşünde ve erkek, dişi olarak yaratıyor. ve onlara, "çoğalın!" diyor. böylece, altıncı günde yaratma bitiyor. yedinci gün tanrı dinleniyor. bap 24'ten itibaren, yaratma değişik olarak anlatılıyor. yukarıda, her türlü bitki ve insan çift olarak yaratıldığı halde, burada yağmur henüz yağmadığı için, bir kır otu ve fıdanı yoktu, deniyor. yerden bir buğu yükseliyor ve tanrı yerin toprağından adam'ı yapıp hayat nefesini üflüyor. ve adam; yaşayan can oluyor. bundan sonra, tanrı, doğuda aden'de bir bahçe yapıyor, adam'ı oraya koyuyor ve o yalnız kalmasın diye, kaburgasından kadını yaratıyor. bu gösteriyor ki, bu hikâye iki ayrı kaynaktan alınmış. ikincisi sumerlilere dayanıyor. ilginç olanı, babilliler daha sonra yaşamış olmalarına rağmen, onların yaratılış efsanesinden iz olmaması. kuran'da insanın yaratılışı çeşitli surelerde değişik tarzda geçiyor mü'minun suresi, ayet 12 "insanı süzme çamurdan yarattık." rahman suresi, ayet 14 "allah insanı pişmiş çamura benzeyen balçıktan yarattı." âli imran suresi, ayet 19 "allah'ın nezdinde isa'nın durumu adem'in durumu gibidir. allah onu topraktan yarattı." secde suresi, ayet 7 "o ki, yarattığı her şeyi güzel yapmış ve ilk başta insanı çamurdan yaratmıştır." en'âm suresi, ayet 2 "çünkü bizi çamurdan yaratan, ölüm zamanını takdir eden ancak odur." hâcc suresi, ayet 5 "ey insanlar! şunu bilin ki, biz sizi topraktan, nutfeden, sonra pıhtılaşmış kandan, sonra hilkati belirsiz bir lokma et parçasından yarattık. hicr suresi, ayet 26 "ant olsun ki, biz insanı pişmiş kuru bir çamurdan, şekillenmiş cıvık bir balçıktan yarattık." bu ayetin diğer bir çevirisi de; "ant olsun ki, insanı balçıktan, işlenebilen kara topraktan yarattık." ayet 27-28 "rabbin meleklere, 'ben, balçıktan, işlenebilen kara topraktan bir insan yaratacağım, onu yapıp ruhumdan üflediğimde ona secdeye kapanın' demişti." ayet 30-31 "bunun üzerine, iblis'in dışında bütün melekler hemen secde ettiler. allah, 'ey iblis! seni secde edenlerle beraber olmakta alıkoyan nedir?' dedi." ayet 33 "'balçıktan, işlenebilen kara topraktan yarattığın insana secde edemem' dedi." ayet 34 "'öyle ise defol oradan sen artık kovulmuş birisin, doğrusu hesap gününe kadar lanet sanadır dedi." bu ayetlerde de görüldüğü gibi, şeytan aslında bir melek, ama 'itaatsiz' bir melek. görüldüğü gibi her üç dinde de insan çamurdan yaratılmış. fakat sumer'de insanın yaratılma nedeni ve nasıl yaratıldığı aynntılı olarak anlatılmış. r. cooper kitabının 209. sayfasında150 yıl önce şunlan yazmış "bir insanın çamurdan meydana geldiğine ve hayat nefesi verilerek canlandığını düşünmek, kadının erkeğin kaburgasından yaratılmış olduğıınu kabul etmek, ancak barbarların yaşadığı çağa ait olmalı. bunlara inananlar, ayın küflü peynirden yapıldığı din kitaplarında yazılsa ona da inanırlar. insanlar adem ile havva'dan üremiş olsalar bu kadar farklı ırklar nasıl meydana gelir?" tevrat'a göre yaratılış 6 bin yıl önce olmuş. hıristiyanlık da bu tarihi kabul etmiş. kur'an'da bu yok. fakat islam inanışına göre 5 bin yıl önceymiş. buna karşılık sumer kral listesine göre, 241200 yıl öncesine gidiyor. çinliler 49 bin yıl önce diyorlarınış. mısırlılara göre 13 bin yıl önce, heredot ise 17 bin yıl önce diyor. bunlara göre tek tanrılı dinlerin yaratılış başlangıcı olarak verdikleri tarihler, ne tarihsel kaynaklara, ne de biliınsel kanıtlara uyuyor. bugün 4 milyon yıl önceye ait insan fosilleri bulundu. allah-varsa eğer- neden doğrusunu yazdırtmadı acaba? kaynakça ve dipnotlar 27. tarih sumer'de başlar, 28. kur'an'da yaratılış ile ilgili diğer ayetler tevbe suresi, ayet 3 "şüphesiz ki, sizin rabbiniz gökleri ve yeri 6 günde yaratan, sonra da işleri idare ederek arşa yerleştirendir." hûd suresi, ayet 7 "o, arşı su üzerinde iken gökleri ve yeri 6 günde yaratandır." furkan suresi, ayet 59; secde suresi, ayet 4 iki ayet de aym "gökleri ve yeri ve ikisinin arasındakileri 6 günde yaratan, sonra arşa yerleşen rahmandır." sâffât suresi, ayet 11 "ey muhammed! allaha eşkoşanlara sor! kendilerini yaratmak mı daha zordur, yoksa bizim yarattığımız gökleri yaratmak mı? aslında biz kendilerini özlü çamurdan yaratmışızdır." fussilet suresi, ayet 9, 11-12 "ey muhammed! size yeri iki günde yaratanı mı inkâr ediyorsunuz ve ona eşkoşuyorsunuz?" "sonra duman halinde bulunan göğe yöneldi ve ona ve yeryüzüne 'isteyerek veya istemeyerek buyruğuma gelin' dedi . ikisi de 'isteyerek geldik' dediler. allah bunun üzerine 2 gün içinde 7 gök yarattı ve her göğün işini kendisine bildirdi. yakın göğü ışıklarla donattık ve bozulmaktan koruduk." burada hem allah, hem üçüncü şahıs konuşuyor! 29. kramer, the sumerians, 151. giovanni pettinato, das altorientalische menschenbild und die sumerischen und akkadischen schöpfungsmythen, heidelberg, 1971. 30. buradan anlaşılacağı üzere, sumer'de, tanrılar insanı kendi görünüşleriyle yaratmışlardı. bu da onların tanrıları insan gibi düşündüklerine bir kanıt oluyor. aynı deyimi tevrat'ta bap 127 "ve allah insanı kendi suretinde yarattı, onlan erkek ve dişi olarak yarattı." tekvin bap 96 "çünkü allah kendi suretinde adam'ı yaptı." kur'an mâide suresi, ayet 64 "yahudiler 'allah'ın eli sıkıdır' dediler. dediklerinden ötürü elleri bağlansın. lanet olsun! hayır! onun iki eli de açıktır, nasıl dilerse sarf eder." âli imrân suresi, ayet 115 "doğu da batı da allah'ındır. nereye dönerseniz allah'ın yüzü oradadır." sâd suresi, ayet 71 "rabbin meleklere demişti ki, 'ben muhakkak çamurdan bir insan yaratacağım. onu tamamlayıp içine ruhumdan üfürdüğüm zaman derhal ona secdeye kapanın!' melekler toptan secde ettiler. yalnız iblis secde etmedi, zira o büyüklük tasladı, kâfirlerden oldu. allah, 'ey iblis! iki elimle yarattığıma secde etmekten seni men eden nedir? böbürlendin mi , yoksa yücelerden mi oldun?' dedi. lblis, 'ben ondan hayırlıyım, beni ateşten, onu ise çamurdan yarattın' dedi." görülüyor ki, tüm dinlerde tanrı, "insan"a benzer şekilde tarif edilmiş. ilkinin değil ama ırkın yaradılışı semavi dinlere göre akrabalar arası ilişki * ile oluşmuştur. modern tıbbın ensest sonucu doğan çocuklara ilişkin tespitlerinden hareketle, belki o yüzdendir insan ırkının defolu / hatalı olması*; savaşla / açgözlülükle kendimizi yok etmemiz. şöyle olmuştur beyle çok gelişmiş bir canlı türü var uzayda. işte her şeyi aşmış, yarmış abiler. laboratuvarda falan yeni yaşam formları üstüne çalışıyorlar sıkıntıdan. ses seda yok tabii, millet telepatiye vermiş kendini. sonra bi kaza oluyor, tüpler karışıyor, yeşil dumanlı ufak bir yangın falan... aaa bi bakıyorlar, ortaya yeni bir canlı türü çıkmış. çıkmış çıkmasına da, eleman defolu. kıllar var bedeninde, kötülüğe eğilimli, bağıra çağıra konuşuyor, yiyor içiyor sıçıyor... ee adamlar ne de olsa uzaylı, gelişmiş. hadi kaldırın çöpe atın olayı olmuyor. "lan ne yapalım bunu" falan derken, biri duvardaki dev ekranda mavi bir gezegen gösteriyor. işte okşizen var, su var falan. tamam diye düşünüyorlar kendi aralarında. bir de dişisinden yapıyorlar dedemizin*, birkaç hayvan salıyorlar ortama, "burada yaşasınlar, bizden uzak olsunlar" diye getirip bırakıyorlar. işte sonra uzay gemilerine atlayıp üç yüz yılda bir bakıyorlar, ne yapmışız, ne hale gelmişiz diye. arada bir içimizden birini seçip ayar veriyor ve bir kitap bırakıyorlar. kimseyi öldürmeyin, yalan söylemeyin, komşunun karısına sarkmayın, etek traşı olun, falan... sonra memleketleri olan gezegene dönüp, "lan iyi ki yollamışız lavukları, burada kalsalardı, bizim gezegenin de içine ederlerdi" diye sessiz kahkahalar atıyorlar telepati yoluyla. kesin böyle olmuştur. bir insan şekli yapmış tanrı bir gün çamurdan,demiş ki 'insanoğlu, türesin bu hamurdan!'düşünmüş ki ne duyar, ne hisseder bu çamur,insanoğluna çok var, yetişmez yalnız 'uçup çıkayım göklere bir ruh bulayım,çamura ruh katayım, tam bir tanrı olayım'tanrı ne yaratsaymış, şeytan da kıskanırmış,hele fırsat bulsaymış, ne korkar, çıplak tuysuz bir de köpeği varmışyabancıya vermez yüz, tepinerek demiş köpeğe 'eğer şeytan gelirse,sakın aldanmayasın,sana bir şey verirse'bir ruh bulayım diye tanrı uzaya çıkmış;tanrı ne yapmış diye, şeytan ortaya çıkmışköpek şeytanı görmüş, korkutarak köpeği süzmüş, güzel sözle 'ey köpek niçin tüysüzsün sen doğuştan?titriyor bak hep için,rahatın yok soğuktan;tanrı'nın insan'ına gel yol ver bir bakayım;senin tüysüz sırtına, altın tüyler takayım.'köpek bu söze kanmış, havlamamış şeytan'a,şeytan çamuru almış tükürmüş ilk tükrüğüyle köpekte hep boyanmış,altın tüy buldum sanmış, pis tüylere dönünce bakmış, insanı tükürüklerle,köpek de dolaşıyor, gururla pis demiş 'doyma insandan rahat bulma,nefret etsinler senden, dayaktan eksik olma!'tanrıdan kıllı imiş, atası ilk insanın,vücudu da kıllıyı, aslında oğuz-han'ın.şeytanın tükrüğünü, çevirmiş tanrı içe,insanın iç yüzünü, getirmiş tanrı ölümlü olmuş,içi hastalık dolmuş,fesat kalbini yolmuş,insan gökten dıştan insan, sakın bakıp aldanma!güdermiş içten şeytan, sakın aldanıp kanma!'' şeytanın tükrükleri içinde kalan insanoğlu,hilekar, yalancı ve kötü bu yuzden , insanın dışı temiz görünürmüş ama; şeytanın tükürükleri ile dolu olan içi, fesatla sıvanmış imiş. tanrı göklerde yaşasın diye yarattığı insanoğlunu, şeytanın bu hareketi yüzünden beğenmemiş ve yeryüzüne indirmiş. demiş ki ' git seni gözüm görmesin, git de yeryuzunde yaşa, gerektiği zaman öl ve gerektiği zaman da doğ! sen gökyuzunde olumsuz olarak yaşamaya layık bir varlık değilsin!' insanın içinde kalan şeytanın tükrükleri yüzünden hastalıklar doğmuş. bunun için de insanoğlu hastalanır iyileşir ve ölür olmuş.''bahaddin ögel - türk mitolojisi 1 - vı. türklere göre 'insan' - altay destanlarında 'insan'insanın yaratılışı paste değil alın teri de niye yazmadan bakmadıysam amk, hazır yazılmışları varmış intirnitte, çakar/yapıştırır geçerdim. bir de kabak yine insanın götünde patlamış. ne bahtsızmış la şu insanoğlu. şeytan tükürdü diye dehilenmiş bu sefer yanı, cennet, gökler derken bakalım dünyadan ne zaman yiyecek siktiri ? ekşi sözlük kullanıcılarıyla mesajlaşmak ve yazdıkları entry'leri takip etmek için giriş yapmalısın.
Hayrettin Karaman Gazete Yazarı Abone Ol 16 Ara 2011, Cuma Hz. Adem ve diğer insanların yaratılışı konusundaki soruya yıllar önce yazdığım uzun bir yazıdan iktibas yaparak cevap veriyorumEhl-i sünnet kelamcılarına sahih İslam inancını açıklayan ve farklı inançlara karşı savunan alimlere göre Allah Teâlâ bütün türleri birden ve ayrı ayrı yaratmıştır. Türler arsında evrimleşme yoluyla geçişler yoktur, evrim türlerin kendi içinde olabilmektedir. Bu inanç ve düşüncenin dayandığı naslar insanın yaratılışı ile ilgili olanları ve kısaca açıklamaları şöyledirİnsan suresinin 1. âyetine göre "İnsanın varoluş tarihinde adının sanının bulunmadığı bir zaman parçası şüphesiz gelip geçmiştir". Bu âyet, insan yok iken yani bir varlık değilken kesinlikle üzerinden bir zaman geçtiğini, yaratılışı tamamlanıp mükemmel bir insan haline gelinceye kadar varlıklar arasında bulunmadığını ifade eder. Çünkü insan yaratılışı tamamlanmadan önce yeryüzünde toprak, sonra babasının sulbünde bir sperm ve anasında bir yumurtadır. Daha sonra ana rahminde bir embriyo haline gelmektedir. Nitekim Yüce Allah insanı "katışık bir nutfe"den yani ana rahminde döllenmiş bir yumurtadan yarattığını ifade buyurmuştur. Kendisine görme, işitme gibi organlar da lütfedilen bu varlık artık yükümlülüklere muhatap ve imtihana tâbi tutulabilecek bir kıvama gelmiş olmaktadır insanın yaratılış aşamaları hakkında bilgi için bk. Hac 22/5; Mü''minûn 23/12-15; Kıyamet 75/37.İnsanın yaratılışını anlatan bir başka âyetin meali de şöyledir "Ey insanlar! Sizi bir tek nefisten yaratan ve ondan da eşini yaratan, ikisinden birçok erkekler ve kadınlar üretip yayan Rabbinize itaatsizlikten sakının" Nisâ4/1.Kur''an''da nefis en-nefs ve çoğulu enfüs, "insan, insanın veya başka bir şeyin kendisi, insanın hayatta iken insan olmasını sağlayan insanın onun sayesinde, ona sahip olduğu için insan olduğu, ölünce de ebedî varlığını devam ettiren unsuru" mânalarında kullanılmıştır. Bazı âlimler, filozoflar ve sûfîler ruh ile nefsi aynı varlığın iki adı olarak açıklamışlar Gazzâlî, İhyâ, II, 2 vd., bazıları ise nefs ile ruhu farklı mahiyetler olarak tanımlamışlardır. İkinci tanımlamaya göre Allah Teâlâ her bir insan için tıpkı bedeni gibi bir de nefis yaratır, Şah Veliyyullah''ın "neseme" adını verdiği bu nefis, insanın hayatı boyunca yapıp ettiklerine göre mânevî bir yapı ve kişilere göre farklı özellikler kazanır. Ruh ise şahsî değil, umumidir; tek bir enerji merkezinden gelip ampülleri aydınlatan elektrik gibidir ve ilâhîdir, Allah''a aittir, halk âlemine değil, emir âlemine dahildir, Allah''ın rızasına götüren yolu nefis için aydınlatır veya onu bu yola çeker. İnsanın tabiatında ve yapısında Allah''ın rızasına aykırı yola çeken güçler de heyecanlar, güdüler, ihtiyaçlar vardır, ayrıca şeytanın da işi, insanı Allah yolundan saptırmaya çalışmaktır. İnsan nefis, aldığı eğitim ve iradesi sayesinde bu iki çekim merkezi arasında mücadele ve imtihan vererek dünya hayatında kulluğunu ve tekâmülünü gerçekleştirmeye; emmâre kötüye çeken, kötüyü emreden nefis olmaktan kurtularak, levvâme kendini tenkit eden, kınayan, mülheme ilâhî ilhama mazhar olan, mutmainne şüphelerden ve geçici zevk bağımlılığından kurtularak huzura eren, râdıye Allah''ın takdirine razı olan, merdıyye Allah''ın rızasına mazhar olan nefis basamaklarına veya derecelerine tırmanmaya çalışır."İlk insan ve onun eşi aynı özden yaratıldıktan sonra ilk üreme ve onu takip eden nesillerin oluşması nasıl gerçekleşmiştir" sorusuna cevap arayan alimlerin bir kısmı, "Havva''nın ikiz doğurması ve aynı batında doğmayanların bir sonrakinde doğanların öncekilerle evlendikler gibi" akıl ve nakil yönünden kabul edilmesi mümkün olmayan formüller ileri sürmüşlerse de bize göre böyle bir tasavvur zaruri değildir; çünkü Allah Teâlâ''nın insanı nasıl yarattığını açıklayan âyetlerde topraktan, çamurdan, nefisten ve Allah''ın ruhundan üflemesinden kayıtları ve şekilleri vardır. Son şekil Hz. Îsâ''nın yaratılması ile ilgilidir. Meryem, bir erkekle beraber olmadan Allah''ın ruhundan üflemesi Enbiyâm 21/91; Tahrîm 66/12 ve bunun açıklaması mahiyetinde olan "ruhun insan şekline bürünüp Meryem''e görünmesi" Meryem 19/17 ile hamile kalmış ve Allah''ın ona ulaştırdığı bir kelimesi Nisâ 4/171 olarak Hz. Îsâ''yı doğurmuştur. Kezâ Hz. Zekeriyyâ bir zürriyet vermesi için Rabbine dua etmiş, Rabbinin de duasını kabul ederek Yahyâ''yı ona vereceğini müjdelemesi üzerine "kendisinin yaşlandığını, eşinin de çocuktan kesildiğini ifade ederek" bunun nasıl olacağını sormuştu, Rabbin ona cevabı şöyle olmuştur "İşte böyledir, Allah dilediğini yapar" l-i İmrân 3/40, "...bu benim için kolaydır, sen hiçbir şey değilken seni de yarattım" Meryem 19/9. Hz. Âdem''in yaratılmasında ana da yoktur baba da, Hz. Îsâ''nın yaratılmasında yalnızca ana vardır, yaratılmasında ana ve baba vardır, fakat çocuk yapma/doğurma kabiliyetleri mevcut değildir. Kur''ân-ı Kerîm''de ve sağlam rivayetlerde "kardeşlerin birbiri ile evlendikleri" bilgisi verilmediğine göre ilk yaratılan erkek ile kadından birçok erkek ve kadının türetilmesinin nasıl olduğunun bilinmediğini, yukarıda zikredilen şekillerden birisine göre veya bir başka şekilde yaratma ve çoğaltmanın olabileceğini ifade etmek bize daha uygun görünmektedir. 6698 sayılı Kişisel Verilerin Korunması Kanunundaki amaçlar ile sınırlı ve mevzuata uygun şekilde çerezler kullanılmaktadır. Detaylı bilgi için çerez politikamızı inceleyebilirsiniz.
insanın yaratılışı ile ilgili ayetler ve anlamları